Münzevera
-Bir yaşantı geride bıraktım, Üstü umutlarla kaplı, Dayanağı çatlaklarla, Çatlakları acılarla dolu bir yaşantı. Yaklaşan her ruhun benliği bir çatlak sebebiydi, Geleceğin penceresine ise sinen buğuydu. Sana yazılan şiirler vardı o pencere camında, Yaşanılacak düşlerin memnuniyetiyle yazılan. Çarelerin yavaşça bir bulanıklığın esiri oluşu, Bir sonraki şiire teslimiyetin habercisiydi. Duyguların temaşasında bir ıhlamur çayı, Yüreğin ufukları arşınlaması gibiydi. Sevgimin emeğiyle döktüğüm yaşlar vardı, Sükut içinde dinleyip dururlardı beni, Sadece münzevi buluta doğru yol bilirlerdi. Doğarken bahçem yeşillendi, Kökleri toprağa daha da sarılır oldu. Öğrenirken otlara büründü, Aşk'a dallanırken meyvesi düşer oldu. Zamanın sadakate teslim anları vardı, Kusurların önemsiz ağırlığı sırtımdaydı, Yavaaş yavaş kambulaşır oldum. Gece yağmurları ıslattı gafletimi, Kanaatkarlığıma eşit seni gördüm. Tahammül eliyle budadım dallarımı, Yeni duygular ektim ağladığım köşelere, Münzevi oldum da yazar oldum. Münzevi,bir bulutun adıymış, Yalnızlığıyla dertleşen, Dertleştikçe bahçesi yeşeren.
Münzevera
Kendimin misafiriyim yağmurlu günlerde, Bir Ben'den başka bir Ben'e. Biraz düşünden ikram ediyorum, Lezzetinin sırrını bir kendimde sakladığım. Konuşurken çok farklı şeyler aklıma geliyor, Adını bir efsaneden alan çiçekler mesela, Bir gaye ile efsane olanlar mesela, Ve bunlardan geriye kalan kelimeler... Sevgili veram, Yorgunluğum ve acizliğim karışıyor birbirine, Yüzüme gözüme bulaşıyor, Göremiyorum seni. Hislerimin sükutu bozuluyor, Kulaklarım kir doluyor. Sonu heyula krizlerim oluyor bazen, Düşünce kıtlığına uğruyorum. Tebessüm edenler var bazen bir mefhuma, Samimiyetleri kalbime batıyor, Kendimi bir mezar başında buluyorum, Şevkati toprakta bulanların eviydi sanırım. Duygu deryamın durgunluğunu fark ettim, Uzun zaman akmadığı memnuniyeti... Tefekkürü de en son duvara gömmüşüm, Gömerken farkındalığı unutmuşum. Üzerime inen matem havasıyla irkildim de, Münzeviyetimi hatırladım. Bahçemin güzel temaşasında tebessüme erdim, Her çiçeğin kendi dirilişini bir başka hissettim, Ve mezar taşlarından yollar türettim, İdrakın hiçe kurban olduğu yollar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Münzevera
-Zamanı yanıbaşında duran bir gülün sadakatine emanet eden hayatlar da var. Öylece oturup alabildiğine uzaklara bakarken gözleri her kırpmada geçen her bir dakika için, gülden sırtında hüsün tohumlarıyla süzülen bir parça kopan ve rüzgarın sükûnetiyle önünden geçen hayatlar. Tüm bir yolu bitirip de unutkanlık ilacını alan ve iki adım ilerlemiş hayatlar da var. Değil tahammülün ağırlığı altında ezildiğini, bir kıymığın tene değerken ki rüya milasi acısını bile hissetmeyen hayatlar. İnce bir paçavra giyilip de toprakta oturuluyormuş bazı vakitler, gökyüzüne bakılırken ki uzunca bir nefes verme ânı ile memnuniyeti hissettiren vakitler. Sıcak bir bardak ıhlamur sağda, bir kağıt yığını önde ve bir kalem yığını solda, her yudumla birlikte rayihasının en ufak farkındalığı işlermiş yüreğe. Tüm gece yazmakla geçmiş, yazılanınsa bir kelime olması tüm isteklerin idrakına tebessüm ettirirmiş.
Münzevera
-Adımların küçüleceği bir yer ve zamanın nesebi, Saatlerce gözlerimi eser edeceğim, Umutlarımın ipini bağlayacağım, Ve her yolculuğumun başı olan veram... Anlamadığım şarkılar dinliyorum, Birbirini tanımayan cümleler kuruyorum, Dağlarda gezip de taşlara borçlanıyorum utanmadan. Duygulardan son hatırladığım yalnız kıskançlık, Çocuk sevincine olan bir kıskançlık. Yüzüme taktığım maskeler birikmiş, Bilmeden onlara karışmışım bir aile olmuşum, Aralarında biri varki gülüşünü anlatıyor bana. En çok o maskeyi eskittim de neye yarar, Gözyaşın üzerine takılan bir maske varken. Yokluğun artık bir parçam oldu, Bir ucum kendi varlığımsa, Öteki ucum senin yokluğuna mühürlü. Gecelerin seyri bir başka oluyor, Biraz sonra da dile geliyor, Ölümle yaşamaya başlamış düşlerin samimiyeti. Aşk'ın verdiği ızdırap acısından, Dostun düşmana yer bırakmamasından, Evladın bir hiçe kurban oluşundan Sevgi ve iyiliğin ölmesinden masallar dinledim. Benimse kalbime gömülen bir sen vardın, Anlatamadım, anlatmaya lüzum yoktu inan. Dinleyen benim değil senin kulaklarındı, Gören benim değil senin gözlerindi, Orda olan ben değil sendin. Bazen suskunluk adına noktalar kullanıyorum,
Münzevera
Uzunca bir beklentinin etkisi varken, sıradanlık saldırıları altında derinlere işlemiş hüzün kırıntıları birikirmiş içime. Tüm varlık sebeplerinin bir arzuya boyun eğerken, kendi aralarında birbirine bağlanarak köşeye atılmış duyguların farkındalığı da görünmezmiş böylece. Elinde bulunmuş ve bulunacak olan değerlerin yok sayıldığı çaresizlik zamanları, tüm bir ömrün bir saniyeye sığdığı ve kendini o saniyede esir hissettiren gerçekleri gördüm. Yola düşmek kederi bastırır,hareket etmekten yoksun gerçekler için. Baharı gördüğüm, sevinci yaşadığım,kendime güldüğüm zannı aynaya bakma ile baharı kışa,sevinci kedere, gülüşü ise ağlamaya dönüşürdü. Her acısı olanı dost bilmek bir kurtuluş yolu aramak olmadığı gibi acıya köle olmak istencinin ilk belirtisiydi. Sonunda çekilen ızdırabın verdiği kaybetmişlik hissiyatı, beni başlangıç yeri ve tarihi ben olan yeni yol ayrımlarına götürürkendi tahammül ile tebessüm şerbetini içişim. Çok geçmeden anlaşılan hakikatin verdiği memnuniyet,Aşk'a olan sohbetin bir tek sükut ile olabileceğinin en saf haliydi. İki avucun alabildiği su kadar temiz sevginin ölçülmesi nasıldır ki sizlere göre bilir misiniz? Ya ellerin ıslandıktan sonra toprakla buluşurken,toprağın çamura dönmesindeki samimi temaşa anında tebessümkar bakışlar...
Münzevera
-Çevremin gelen sesleri sadece senden salık veriyor sanki, biliyor musun? Konuşmaya korkuyorum insanlarla ve en çok da çocuklarla, Senden gelenin bir harfini bile kaçırırım diye. Ağaçlarla, çiçeklerle ve cansız diye isimlendirilen her varlıkla fısıldaşıyorum... Az önce yine bir ağacın gövdesinde ağlarken buldum kendimi, Ellerim, mutluluk sevincini oraya kazıyan bir hilkat garibesinin muğlak yüzünü okşadı bir süre. Sonra birbirimize ağladık, ve ağladık. Burnum gözlerime yardım misali akmaya başladı, Ağzım dökülemeyen kelimelere inat yere kadar uzanan utanmayı bilmeyen biçare salyalar akıttı. Sırtıma beni çöp sanan sinekler kondu, Parmağıma bilmediğim böcekler akın etti, Ve en son kafama bir kelebek indi. Aşk, özlemden bukağıkalara karışır oldu, Hareket etmeye kalksa kalp acılar çekmeye, Ölgün bir şekilde dursa esir olmaya mahkum. Mahkum olmak demişken kafam gidip geliyor bu aralar, Acaba üç duvarı ve önünde parmaklıklara sahip, Suçlu damgası yemiş zavallıların da özlemleri var mıdır? Varsa eğer acılarını yarıştırmak gayesiyle mi yaşıyorlar? Anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum. Zamanım yine kaybolmuş, ya da ben zamanda kaybolmuşum, Neyse fark eden bir şey yok zaten. Aslında her şeyin farkındayım, Senin zamanım olduğunun farkındayım ve sanırım seni öyle yapan da benim. Umudu sorma bana, delilerin herkese gülücükler hediye ettiği gibi, Bende herkese umut dağıtıyorum. Kendimi düşünmüyorum, seni düşünmüyorum artık, Acımı,yalnızlığımı ve kayıtsızlığımı düşünüyorum, Ve tüm bunlara karşı memnuniyeti, aşkı ve tebessümü yaşıyorum. Artık gelsende bir gelmesende. Bende Sen'ler türedi,onlardan sarhoşluğumu giderdim. Sevinmeyi becerebiliyorum kafama konan kelebekler sayesinde,