e

e
@munzevifani
Kendi hâlinde bir yolculuk; kelimelerle düşünen, sessizlikte soluklanan biri.
1/10
·107 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba başlarken beklentim yüksekti. Gabriel García Márquez gibi Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın kitabını okurken daha etkileyici bir anlatım ve daha güçlü bir kurgu bekliyordum. Ancak Kırmızı Pazartesi benim için bu beklentiyi karşılamadı. Dili bana oldukça düz ve ruhsuz geldi. Olay örgüsü de ne yazık ki ilgimi çekmedi. Kitap boyunca anlatılan cinayet ve cinayetin işleniş şekli bana fazla basit ve hatta biraz acemice geldi. Evet, yazarın bu kitapta sonucu baştan belli olan bir hikâye anlattığını ve asıl meselenin cinayetin kendisi değil, toplumun bu cinayete sessiz kalışı olduğunu biliyorum. Ama buna rağmen okurken metnin içine giremedim. Aynı şeylerin tekrar tekrar anlatılması beni kitaptan daha da uzaklaştırdı. Sayfalar ilerledikçe merakım artmadı, tam tersine azaldı. Kitapta dikkatimi çeken ve beni şaşırtan bir detay ise Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya göç eden Arap kökenli insanların “Türk” olarak anılmasıydı. Tarihsel bir arka planı olduğunu biliyorum ama bunu okumak yine de rahatsız ediciydi. Bu noktada, özellikle Avrupa’da yaşayan Türklere sıkça sorulan “Siz Türkiye'de Arapça mı konuşuyorsunuz?” sorusunun neden hâlâ var olduğunu daha iyi anladım. Arapçaya ya da Arap milletine karşı bir düşmanlığım yok. Ancak Türkçenin güzelliğinin ve zenginliğinin bu şekilde görmezden gelinmesi beni üzdü. Kitapta geçen bu detay, ister istemez insanı düşündürüyor ve biraz da sinirlendiriyor. Açıkçası kitabın Nobel Edebiyat Ödülü almış olmasında da bu tarz kültürel temsillerin ve Batı’nın bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Márquez’in anlattığı hikâye evrensel olabilir ama anlatım biçimi bana hitap etmedi. Sonuç olarak; Kırmızı Pazartesi benim için keyifli bir okuma olmadı. İlk defa bir kitabı okurken gerçekten hiç zevk almadığımı fark ettim. Belki birçok kişi
Alıntı
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
e
Hamza Çınar aslında okuma çerçevem geniştir. Tek bir tarza bağlı kalmam. Polisiye, felsefi, şiir.. Daha arttırılabilir. Sanırım beklentimi çok yüksek tutmamla alâkalı istediğimi karşılamadı. Ama dediğiniz gibi, kimisine edebi lezzet vermiştir muhakkak. Teşekkürler ^^
Reklam
1/10
·107 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba başlarken beklentim yüksekti. Gabriel García Márquez gibi Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın kitabını okurken daha etkileyici bir anlatım ve daha güçlü bir kurgu bekliyordum. Ancak Kırmızı Pazartesi benim için bu beklentiyi karşılamadı. Dili bana oldukça düz ve ruhsuz geldi. Olay örgüsü de ne yazık ki ilgimi çekmedi. Kitap boyunca anlatılan cinayet ve cinayetin işleniş şekli bana fazla basit ve hatta biraz acemice geldi. Evet, yazarın bu kitapta sonucu baştan belli olan bir hikâye anlattığını ve asıl meselenin cinayetin kendisi değil, toplumun bu cinayete sessiz kalışı olduğunu biliyorum. Ama buna rağmen okurken metnin içine giremedim. Aynı şeylerin tekrar tekrar anlatılması beni kitaptan daha da uzaklaştırdı. Sayfalar ilerledikçe merakım artmadı, tam tersine azaldı. Kitapta dikkatimi çeken ve beni şaşırtan bir detay ise Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya göç eden Arap kökenli insanların “Türk” olarak anılmasıydı. Tarihsel bir arka planı olduğunu biliyorum ama bunu okumak yine de rahatsız ediciydi. Bu noktada, özellikle Avrupa’da yaşayan Türklere sıkça sorulan “Siz Türkiye'de Arapça mı konuşuyorsunuz?” sorusunun neden hâlâ var olduğunu daha iyi anladım. Arapçaya ya da Arap milletine karşı bir düşmanlığım yok. Ancak Türkçenin güzelliğinin ve zenginliğinin bu şekilde görmezden gelinmesi beni üzdü. Kitapta geçen bu detay, ister istemez insanı düşündürüyor ve biraz da sinirlendiriyor. Açıkçası kitabın Nobel Edebiyat Ödülü almış olmasında da bu tarz kültürel temsillerin ve Batı’nın bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Márquez’in anlattığı hikâye evrensel olabilir ama anlatım biçimi bana hitap etmedi. Sonuç olarak; Kırmızı Pazartesi benim için keyifli bir okuma olmadı. İlk defa bir kitabı okurken gerçekten hiç zevk almadığımı fark ettim. Belki birçok kişi
Alıntı
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
e
Hamza Çınar Anlattıklarınızı ve romandan aldığınız hissi anlıyorum. Sizin okuma deneyiminizde metnin bu yoğunluğu ve anlatım biçimi güçlü bir karşılık bulmuş olabilir. Benim paylaştığım ise, tüm bu unsurlara rağmen romanın bende aynı etkiyi yaratmamasıyla ilgiliydi. Metnin neyi amaçladığını görmekle; okur olarak onunla bağ kurmak her zaman örtüşmeyebiliyor. Bu da tamamen kişisel bir okuma meselesi. Farklı bakış açılarıyla okumaların olması da, edebiyatı değerli kılan şeylerden biri tabi ^^
1/10
·107 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba başlarken beklentim yüksekti. Gabriel García Márquez gibi Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın kitabını okurken daha etkileyici bir anlatım ve daha güçlü bir kurgu bekliyordum. Ancak Kırmızı Pazartesi benim için bu beklentiyi karşılamadı. Dili bana oldukça düz ve ruhsuz geldi. Olay örgüsü de ne yazık ki ilgimi çekmedi. Kitap boyunca anlatılan cinayet ve cinayetin işleniş şekli bana fazla basit ve hatta biraz acemice geldi. Evet, yazarın bu kitapta sonucu baştan belli olan bir hikâye anlattığını ve asıl meselenin cinayetin kendisi değil, toplumun bu cinayete sessiz kalışı olduğunu biliyorum. Ama buna rağmen okurken metnin içine giremedim. Aynı şeylerin tekrar tekrar anlatılması beni kitaptan daha da uzaklaştırdı. Sayfalar ilerledikçe merakım artmadı, tam tersine azaldı. Kitapta dikkatimi çeken ve beni şaşırtan bir detay ise Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya göç eden Arap kökenli insanların “Türk” olarak anılmasıydı. Tarihsel bir arka planı olduğunu biliyorum ama bunu okumak yine de rahatsız ediciydi. Bu noktada, özellikle Avrupa’da yaşayan Türklere sıkça sorulan “Siz Türkiye'de Arapça mı konuşuyorsunuz?” sorusunun neden hâlâ var olduğunu daha iyi anladım. Arapçaya ya da Arap milletine karşı bir düşmanlığım yok. Ancak Türkçenin güzelliğinin ve zenginliğinin bu şekilde görmezden gelinmesi beni üzdü. Kitapta geçen bu detay, ister istemez insanı düşündürüyor ve biraz da sinirlendiriyor. Açıkçası kitabın Nobel Edebiyat Ödülü almış olmasında da bu tarz kültürel temsillerin ve Batı’nın bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Márquez’in anlattığı hikâye evrensel olabilir ama anlatım biçimi bana hitap etmedi. Sonuç olarak; Kırmızı Pazartesi benim için keyifli bir okuma olmadı. İlk defa bir kitabı okurken gerçekten hiç zevk almadığımı fark ettim. Belki birçok kişi
Alıntı
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
e
Hamza Çınar Edebiyatta farklı yoğunluklar ve farklı düzeyler olduğu konusunda katılıyorum. Ancak bir eserin okurda karşılık bulup bulmamasını yalnızca “edebiyat şuuru” ile açıklamanın eksik kaldığını düşünüyorum. Bir kitabın ne anlatmak istediğini kavramak mümkünken, onunla duygusal ya da estetik bir bağ kuramamak da gayet mümkün. Bu noktada okur; edebî dilini anlasa da, anlamasa da kitabın ruhunu hissedebilmesi mühimdir. Bu da kitapta anlatılmak istenen düşüncenin doğru şekilde yansıtılmasıyla olur ancak..
1/10
·107 syf.··
2026 2. kitabı
Kitaba başlarken beklentim yüksekti. Gabriel García Márquez gibi Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın kitabını okurken daha etkileyici bir anlatım ve daha güçlü bir kurgu bekliyordum. Ancak Kırmızı Pazartesi benim için bu beklentiyi karşılamadı. Dili bana oldukça düz ve ruhsuz geldi. Olay örgüsü de ne yazık ki ilgimi çekmedi. Kitap boyunca anlatılan cinayet ve cinayetin işleniş şekli bana fazla basit ve hatta biraz acemice geldi. Evet, yazarın bu kitapta sonucu baştan belli olan bir hikâye anlattığını ve asıl meselenin cinayetin kendisi değil, toplumun bu cinayete sessiz kalışı olduğunu biliyorum. Ama buna rağmen okurken metnin içine giremedim. Aynı şeylerin tekrar tekrar anlatılması beni kitaptan daha da uzaklaştırdı. Sayfalar ilerledikçe merakım artmadı, tam tersine azaldı. Kitapta dikkatimi çeken ve beni şaşırtan bir detay ise Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya göç eden Arap kökenli insanların “Türk” olarak anılmasıydı. Tarihsel bir arka planı olduğunu biliyorum ama bunu okumak yine de rahatsız ediciydi. Bu noktada, özellikle Avrupa’da yaşayan Türklere sıkça sorulan “Siz Türkiye'de Arapça mı konuşuyorsunuz?” sorusunun neden hâlâ var olduğunu daha iyi anladım. Arapçaya ya da Arap milletine karşı bir düşmanlığım yok. Ancak Türkçenin güzelliğinin ve zenginliğinin bu şekilde görmezden gelinmesi beni üzdü. Kitapta geçen bu detay, ister istemez insanı düşündürüyor ve biraz da sinirlendiriyor. Açıkçası kitabın Nobel Edebiyat Ödülü almış olmasında da bu tarz kültürel temsillerin ve Batı’nın bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Márquez’in anlattığı hikâye evrensel olabilir ama anlatım biçimi bana hitap etmedi. Sonuç olarak; Kırmızı Pazartesi benim için keyifli bir okuma olmadı. İlk defa bir kitabı okurken gerçekten hiç zevk almadığımı fark ettim. Belki birçok kişi
Alıntı
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Hamza Çınar isimli okura yanıt verildi
e
Edebiyatla kurulan bağın kişiden kişiye değiştiğini düşünüyorum. Bir kitaptan keyif almanın tek bir ölçütü ya da belirli bir eğitim seviyesiyle sınırlı olduğunu düşünmüyorum. Aynı eseri okuyan insanların farklı duygular hissetmesi çok doğal. Bir kitabı anlamakla ondan keyif almak her zaman birebir örtüşmeyebiliyor ve herkes her kitaptan keyif almak zorunda da değil. Bu benim kişisel okur deneyimimdi; hitap etmediğini ifade ettim. Farklı bakış açılarına da saygı duyuyorum. 😊
Reklam