"Bazı şeyler kitapta yazmaz ki evlat" dedi. "Bazı kitaplar bunları yazmaz. Her kitap bir şeyleri öğretmek ya da hatırlatmak için değildir. Hatta bazen bazı kitaplar unutturmak içindir."
Ömrüm birilerine bir şeyler anlatmakla geçti. Ama kendimi hiç anlatmadım. Başkalarının hikayeleriyle dolu bir dünyanın içinde yaşadım, ya da daha doğrusu yaşlandım.
Ve yaşamak kâri. Bir maksat uğruna, bir gaye uğruna yaşamak... Kimi bir asır yaşar da "yaşadı" bile diyemezsin ama biri senden benden daha küçük göçer bu dünyadan "öldü" demeye güç yettiremezsin.
Biz bir yerde hata yaptık kari. Bence ilk ve en büyük hatamız bu oldu. Kardeşlik denen sırrı unuttuk, uhuvvet denen düğümü bozduk ve ondan sonradır ki dağıldık ve koptuk. Selim Han'ın, "Bir kuru kavga imiş" dediği dünyanın hilelerine kandık, onu bizimdir sandık ve bizim olsun diye kardeşlerimizden bile caydık. Bence gönül tespihimizin imamesi kardeşlikti. Ve onu kopardığımız zaman ya da koparıldığı zaman geriye her ne kaldıysa hepsi yerle bir oldu. İşte bize ne olduysa ve nasıl olduysa ondan sonra oldu.