Mavi Kuş, ilk sayfalardan itibaren hızlı akan bir hikâye vaadiyle değil, okuru bilinçli biçimde yavaşlatan bir anlatımla karşılar. Bu yavaşlık bir eksiklik değil; bilerek seçilmiş estetik bir
"Geceye gökkuşağını anlatacak cesarete sahipsen,
Öyle bir gül ki çocuklaşsın ruhun.
Gölgeler yerini yadırgasın,
Karanlık inancını yitirsin.
Ve ruhun, zamanın ağırlığından sıyrılıp
Bir çocuğun düşü kadar saf kalsın;
İnansın hâlâ mucizelere"
M.AKIN
Bu romanı okurken ilk hissettiğim şey, bir hikâyenin içine girmekten çok bir ruh hâlinin içine çekilmek oldu. Olaylar değil, bekleyişler; cümleler değil, cümlelerin arasındaki boşluklar etkiledi