“Kalpleri Ayarlama Enstitüsü”nün kapak tasarımıyla başlayalım. Kitabın tamamen kırmızı bir zeminde tasarlanması, köşelerinin yuvarlatılması ve tam merkezde kalp formunda zamanı gösteren farklı saatlere yer verilmesi; altında da kitabın adının konumlanması bilinçli bir tercih izlenimi veriyor.
Kırmızı renk; kanı ve kalbi çağrıştırdığı için yaşam fikrine doğrudan bağlanıyor. Aynı zamanda duyguların rengi: aşkı, heyecanı, tutkuyu, öfkeyi… Bir uyarı tonu da taşıyor; “dur”, “dikkat et”, “kendine dön” gibi. Bu yüzden kapaktaki kırmızılık, sanki “kalbini dinle” diyen güçlü bir çağrıya dönüşüyor.
Kitabın yuvarlatılmış köşeleri ise sertliği kırıp yumuşaklığı ve insaniliği öne çıkarıyor. Akış hissini güçlendiriyor; keskin sınırlar yerine daha “yaşayan”, daha nefes alan bir form öneriyor. Kavisli köşeler, “kalp kırılmaz; ayarlanır, yeniden düzenlenir” düşüncesini imler gibi.
Saatlerin kalp biçiminde olması da anlamı derinleştiriyor: Duyguların da bir ritmi, bir zamanlaması vardır. Kalp bozulduğunda zaman algısının da şaşması; kalp yeniden “ayarlanabildiğinde” zamanın yeniden akmaya başlaması fikri, görselin merkezine yerleşiyor. Böylece kapak, kitabın temasını tek bir imgede topluyor: zamanı ayarlamak, aslında kalbi ayarlamaktır.
Kitabın içinde “Kalpleri Ayarlama Enstitüsü” adının neden seçildiği doğrudan açıklanmıyor; fakat isim, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ne bilinçli bir gönderme izlenimi veriyor. Tanpınar’ın romanında Hayri İrdal’ın ustası Muvakkit Nuri Efendi, saati insanla özdeşleştirerek “Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır” der. Bu cümle, zamanın mekanik bir şey olmaktan ziyade insanla anlam kazandığını söyler. Nuri Efendi’ye göre ayarsız bir saat, insanları aldatan ve vakitlerini israf ettiren bir toplumsal kusurdur. Bu