Murat ErkanƼȝ

Aşkın ayrı bir tanrının dini olduğu eski çağlarda bile hiç kimse ondan Mevlânâ gibi bahsetmemiştir. Sanki alevden bir dille konuşuyordu. Divanı Kebîr, İbrahim'in atıldığı ocağa benzer, dışarıdan kavurucu gibi görünen ateş içeride bir gül bahçesi olur.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Aşk
Reklam
İnsanlar çalışırken ne kadar mesut oluyorlar! Yaratmanın hızı, onları içlerinde kavrayıp kurduğu zaman bu ölüm makinesi ne kadar güzel, ne temiz bir ahenkle işliyor! Sonra insanoğlu mesut olunca bütün varlık nasıl değişiyor, ölüme kadar her şey nasıl sevimli, can yakın oluyor, hiçbir şey kendi alın teri kadar bir insanı tatmin edemez. Çalışan insan kendi varlığında hüküm süren bir ahengi bütün kâinata nakleder. Hayatın biricik nizamı bu ahengin kendisi olmalıdır. Böyle olunca her şey değişir, peşinde koştuğumuz muvazeneyi buluruz. Şüphesiz bugünün büyük meseleleri var. Fakat hiçbiri kanla halledilemeyecek, insan ruhu kendi gerçeklerine erişene kadar bu acıyı çekecek.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Her istasyonda inen, binen, gidip gelen, ağlayan, sızlayan halkın arasında insan eski yolculuğun mânasını yapan hana, kervana yaklaşmış oluyor. Hanlar, kervansaraylar... İşte eski yolculukların sihrini yapan şeyler... Bir kervana katılmak, bir handa gecelemek... Bir gece için tanışmak, ertesi sabah ayrılmak, hayatına bir şey katmak şartıyla görmek...
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Yataklı vagonda yolculuk şüphesiz çok rahat bir şey. Fakat insanı garip bir surette etrafından ayırıyor; âdeta eski mânasında yolculuğu öldürüyor. Bir mermi gibi sağla solla temas etmek fırsatını bulmadan, gideceğiniz yere sadece yanınızda götürdüğünüz şeylerle varıyorsunuz.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
Billur Piyale
Nezaket vakfında serv-i bülendim, Salın reftâre gel yasemenlikte. Kimseler görmemiş, canım efendim. Sen gibi bir dilber gülbedenlikte. Bezme teşrif eyle, ey çeşın-i âfet! Bu şeb hane halvet, eyle muhabbet Baş üzre yerin var, teklif ne hacet? Sen bir gülsün gezme, her dikenlikte Çağırırım, çağırırım yanıma gelmez. Bülbülden öğrenmiş, dikene konmaz, Yüz bin öğüt versem biri kâr etmez Aslı da beyzadelim, sen safa geldin! Billur piyalelim, bize mi geldin?
Sayfa 54·Kitabı okudu
Şiir
Reklam