Kepçük ve Pamuk... Bu seriye bir türlü inceleme giremeyişim içimde kalmıştı. Yeni bir yazarla tanıştım ve kalemini ben çok sevdim. Kepçük ve Pamuk... Murathan ve Gökçen...
Her zaman söylerim, karakterlerin çocukluklarını da okuduğum zaman o kitaplarla aramda çok farklı bir bağ oluşuyor. Hatta bu seri için bebeklikleri demek daha iyi olacak.
Yüzbaşı Murathan ve Doktor Gökçen'in bebekliklerinden süre gelen sevdasını okuyoruz. Ama asla sıkılmadan... Şahsen ben hiç sıkılmadım. Babaları asker olan ve çocuklukları birlikte geçen bu ikili babalarının şehit düşmesinden sonra bir anda ayrılıyor. Senelerce görüşemiyorlar. Ta ki Gökçen'in Silopi'ye atanmasına kadar. Orada Murathan'la yani Kepçük'le birbirlerini buluyorlar ve serimiz burada başlıyor.
4 kitaplık bir seri. Aralarındaki diyalogları ve sevgileri o kadar güzel ki inanın gözlerimden kalpler çıkararak okudum bu ikisini. Yeri geldi ağladım da diyebilirim. Su gibi aktı gitti. Hiç sıkılmadım. Sadece Gökçen ve Murathan değil, Barut Timi'ni de okuyoruz ve onların sevdalarını da... Yeni yeni karakterler giriyor, girdikçe onların aşkları ve maceralarını da okuyoruz. Ben tüm karakterleri çok sevdim. Ki bu benim için nadiren olur. Genelde yan karakterleri pek sevmem ve onların sahnelerini okurken sıkılır ve atlarım. Ama bu kitapta bunu yapamadım ve hepsiyle bağ kurup onların hikayelerini de merakla okudum. Özellikle en çok Timur'u çoook ama çoook sevdim. Zaten bu seriyi bitirdikten sonra onun da serisi varmış. Koşarak gidip onu okudum. Onun da incelemesini yapacağım birazdan. Yani demem o ki tüm karakterler can can...
Kitabın en çok geçmiş sahnelerini, Pamuk ve Kepçük'ün çocukluk hallerini okumayı sevdim, babalarının dostluğunu, ailelerin dostluğunu, yani ben genel olarak bu serinin her satırını çok sevdim. Gökçen ve Murathan