Murat CESUR

Murat CESUR
@murathocaedebiyat4040
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
%27 (201/728 syf.)
Mustafa Kemal Atatürk
9.8/10 · 34,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
#paragrafalıntısı
“Yaşadığımız acı ve kırgınlıkların dünya tarihinde bir örneği olmadığını düşünürüz. Oysa başkalarının acılarını okuduğumuz zaman görürüz ki ruhumuza eziyet eden şeyler, aslında bizi acısı hakkında yeryüzünün hatıra defterine kısacık bir not düşmüş veya binlerce sayfa süren romanlar yazıp gitmiş herkese bağlayan düğümlerdir. Bunu anlamanın biricik yolu ise okumaktır.”
General Harbord Kurulu ve Generale Verdiğim Cevap
“Bir millet, varlık ve bağımsızlığını sağlamak için akla gelebilecek her türlü girişim ve özveriyi yaptıktan sonra başarılı olur. Ya başarılı olmazsa demek, o milletin ölmüş olduğuna hükmetmek demektir. Bundan dolayı, millet hayatta oldukça ve özverili girişimlerine devam ettikçe başarısızlık söz konusu olamaz.” (Mustafa Kemal)
Sayfa 162 - Bordo Siyah Klasik Yayınlar·Kitabı okuyor
“Efendiler! Her yeri millî 'eylem'e ve örgüte yönlendirmeye çalışırken hükûmet merkezinin isteklerine hizmet eden bazı yüksek rütbeli sivil memurlar tarafından dolaylı olarak sözde manevi tehditlerle dolu telgraflar da alıyorduk. Mesela Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza adında biri tarafından hareketimizin İtilaf Devletlerine saldırı olarak görüldüğü ve bu yüzden bütün Osmanlı ülkesinin İtilaf Devletlerince işgal altına alınarak Türk hükûmetine son verileceği, (onlarla haberleşme) sonucunda aldığı bilgilere dayanarak bildiriliyor ve hükûmetle uzlaşma teklif olunuyordu. Bu telgrafın mutasarrıfa yabancılar tarafından yazdırtıldığına şüphe yoktu. Buna elbet de gereken cevap verildi.” (s. 161-162)
Bordo Siyah Klasik Yayınlar·Kitabı okuyor
İlgimi çeken bir paragraf metni oldu, diye düşünüyorum.
“Sözlü kültürün en belirgin özelliği, insanları birbirine bağlamasıdır. Bu anlamda sözün ve sözel iletişimin birbirine sımsıkı bağlı insan kümeleri oluşturduğu söylenebilir. Konuşmacı de bir topluluğa seslenirken dinleyiciler, hem kendi aralarında hem de konuşmacıyla bir bütün oluşturur. Ancak konuşmacı, bir metin dağıtıp dinleyicilerden onu okumalarını isterse metni okumaya başlayan herkes, kendi dünyasına çekilir. Bu nedenle sözlü kültür ve konuşmanın kişileri birleştirdiği, yazı ve matbaanın ise yalıttığı söylenebilir. Nitekim matbaanın icadı, sözlü kültür geleneğinin bir tür uzantısı sayılabilecek 'birlikte okuma eylemi'nin niteliğini değiştirmiştir. Söz gelişi, el yazması eserlerin hâkim olduğu ve kitapların kolaylıkla çoğaltılamadığı dönemlerde okuma, bir kişinin geniş bir topluluğa metni seslendirdiği bir etkinlikti. Matbaa sonrası dönemde ise çok sayıda ve farklı boyutlarda kitap basıldığı için okurlar, kitabıyla baş başa bir köşeye çekildiği ve zamanla sessiz okuma alışkanlığı kazandığı yeni bir döneme geçti.”