Murat Ortapınar

Murat Ortapınar
@muratortapinar
P.ö.h
Akdeniz üniversitesi
Konya
3 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Freud, dinin bir yanılsama olduğunu kanıtlama çabasının ötesine geçer. O, dinin bir tehlike olduğunu çünkü dinin tarih boyunca işbirliği içinde bulunduğu çürümüş insani kurumları kutsama eğiliminde olduğunu söyler; daha da ileri giderek dinin insanlara bir yanılsamaya inanmayı öğrettiği ve eleştirel düşünceyi yasakladığı için zekânın gerilemesinden de sorumlu olduğunu belirtir.[
Alıntı
Reklam
Ağaç kökleri su sesini algılar ve akarsuların olduğu yöne doğru büyürler. Bir ağacın en üst dalındaki yaprağın varlığı, toprağın derinliklerindeki bu köklerin sağladığı su sayesinde devam eder. Hayata tutunmak için, ağacın bütün derdi kökünden ayrılmamaktır. Oysa insan kökünden kurtulup, ne olduğunu, kim olduğunu unutup, var olmaya çalışmaya ne meraklı...
Alıntı
Rüzgârlar yağmur bulutlarım bir yerden bir yere taşır. Çiçek veren bütün tohumlulara, açık tohumlu bütün ağaçlara tohum taşır. Sonra havayı temizler, denizi dalgalandırır... Ama biz onun estiğine kızar, eserken gözümüze kaçırdığı toza söyleniriz. Gözümüze kaçan tozun sebebi şu. Diyor ki: Gör, senin için estim...
Alıntı
İlla tumturaklı, şatafatlı, heybetli mutluluklar mı lazım? Şunlar olmaz mı? Kırmızı ışığa denk gelmeden işe geldim diye o günü şanslı gün ilan etsen. Otoparkta park yeri buldum diye sevinsen. Çay bardağının içine iki tane çay kaşığı koymuşlar diye, uOoo şanslı günümdeyim!” desen. Elinde poşetlerle kapıyı açmak için uzanmışken, biri kapıyı arkadan senin için açsa örneğin. İçi tıka basa dolu çantandan telefonunu bir seferde bulsan. Tam başım gökyüzüne kaldırdığında, bir kuş sürüsü geçip gitse gözlerinin önünden. Ağaçtan bir yaprak rüzgârın etkisiyle süzüle süzüle inse yere, durup izlesen, olmaz mı? Bir sıcak ekmeğin kıyısını koparıp atsan ağzına yolda, yetmez mi? Bir kitabının içinden eski bir fotoğrafın çıksa mesela, nerede çekildiğini bildiğin ama orada olduğunu yıllardır unuttuğun... 3 lira 20 kuruşluk bir alışveriş için elini cebine attığında tam da 3 lira 20 kuruş çıksa cebinden mesela... Tam da canın çok tatlı istediğinde, bir arkadaşın bir tabak kekle çalsa kapını... Sabah güneş ışığıyla uyansan, gündüz bir buluta takılsa gözün, gece bir yıldız kayşa gökyüzünden ve sen buna şahit olsan... Hayatın sade mutlulukları işte bunlar, sade ve süsü kendi üzerinde güzellikleri. Bir güvercini düşün mesela... O beyazlığın, o letafetin üzerine bir de boynuna boncuk takmaya gerek var mı, gerek var mı rengârenk tavus kuşunun alnını kınalamaya? Zaten güzel, bak ve sadeliğini sev. Bu sadeliğe alışınca gözlerimiz daha fazlası zaten gereksiz gelecek.
Hayat, nerede ineceğimizi kendimizin tayin edemediği uzun bir yolculuk. Mutluluk bir hedef değil. Bu yolculukta hissettiklerin, yaşadıkların, gördüklerin, göremediklerin, merak ettiklerin, söylediklerin, tanıştıkların, duyduklarında mutluluk. Eğer mutluluğu yolun sonuna koyarsak, belki ulaşamadan inebiliriz trenden. Mesele yola çıkmadan önce onu da yanımıza alabilmekte. Mesele, hâlihazırda içinde olduğun bu uzun yolculuğun tadını çıkarabilmekte..
Alıntı
Reklam