Aklın Uçurumunda , tarihsel anekdotlarla kişisel sezgilerin kesiştiği, okuru hem meraklandıran hem de düşündüren bir anlatı kuruyor. Yıldız, bilhassa edebiyat ve kültür sahnesinin bilinen figürlerine dair aktardığı hikâyelerde (Nazım Hikmet, Neyzen Tevfik, Sabahattin Ali) magazinel bir dilin yüzeyselliğine düşmeden, insani yönü öne çıkaran ölçülü bir yaklaşım sergiliyor.
Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin geçmişine açılan anlatısı. Yıldız, bu mekânı yalnızca bir kurum olarak değil; Türkiye’nin kültürel, politik ve toplumsal tarihinde bir “hafıza durağı” olarak ele alıyor.
Yıldız’ın dili sade fakat çarpıcı. Cümlelerinde gösteriş arayışı yok. İnsanın zihninin uç sınırlarına, “aklın tam kıyısına” nazik ve meraklı bir bakış.