Hesaplaşma günü geldi. şimdi ye yalnız din kitaplarından yargılandınız, . Biz fakirler, zavallılar, yarım yamalak lar, bu kitap ları okuyup teselli olurken içinizde güldünüz. Ve çıkarınıza baktınız. hatta gene sizlerden, sizin gibiler den, büyük düşünürler çıktığı, ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler. biz zavallılar ya bu düşüncelerden habersiz kaldık,yada bunları yazanları bizden sanarak alkışladık. yani uyuttular alkışladık, uyandırdılar alkışladık. her ne kadar bügün siz suçlu, biz yargıç sandalyesinde oturyorsak da gene acınacak acınacak durumda olan bizleriz. esasında sizleri yargılama ya niyetimiz yoktu. sizin dünyanızda o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. sizler olmadan yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. ayrıca dünyada gereğinden çok acıma olduğuna ve bizim gibilerin ortadan kaldırılmamasının sizlerin insancıl duygularına bağlandığına inanmıştık. bu çok masraflı dünyada birde bize bakmanız katlanılması zor bir fedakarlıktı. arada bir bize benziyen biri çıkıyor ve artık yeter diyor duo onunla birlikte bağıryorduk :artık yeter. bazen kazanyorduk, bazen kaybediyork ve sonunda her zaman kaybediyorduk. ONLAR DA SİZLER GİBİ ONLARDI. düzeni çok iyi kurmuştu uz. hep bizim adımıza bize benzemiyen insanlar çıkaryorduk aramızdan. kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere :ama bize sizi anlattılar, bize bizi değil. tabi sizlerde bu arada boş durmadınız. bir takım hayır kurumlarıy yoluyla hem kendinizi tatmin ettiniz, hemde görünüşü kurtarmaya çalışınız. sizlere ne kadar minetardık. buna karşılık bizde elimizden geleni yapmaya çalıştık. kıtlık yıllarında
, sizler bu dünyanın gelişmesi ve daha iyi yarınlara gitmesi için vazgeçilmez olduğunuzdan , durumu kurtarmak