Sen "küçük sıradan bir adam"sın diyerek başlıyor yazarımız. Kitabın başından sonuna kadar eleştirdiği şeyler o kadar önemli şeyler ki bu da kitabı inanılmaz önemli kılıyor. Toplum normlarından tutun da komşulara, kadın erkek ilişkilerindeki topluma, diktatörlükten ırkçılığa, zorbalıktan savaşa, mutluluktan tutun da hayatı yaşamaya kadar ve daha da fazlası olmak üzere o kadar çok güzel konulardan küçük adamlara sesleniyor ki keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap oldu.
Bazı alıntılar ile bu incelemeyi destekleyeceğim ki kitabın tadını alın.
" Sen kendi kendinin esir tacirisin."
"Küçük adam, küçük olduğunu bilmiyor ve bunu bilmekten korkuyor."
"Ama büyük insanın özelliğindendir unutmamak, kin gütmemek, ama senin niçin böyle bayağı davrandığını anlamaya çalışmak. Bu da senin için yabancı, biliyorum. Ama inan bana: İstersen, yüz kez, bin kez, milyon kez acı ver, onulmaz yaralar aç, yaptığın adi kötülüğün ardından o an ne yaptığını bilmesen de, büyük insan, yaptığın kötülüklerin vicdan azabını senin yerine çeker, bunlar büyük şeyler olduğu için değil, tersine küçük şeyler olduğu için. "
"Kütüphaneye gitmekle bir dövüşe gitmek seçeneği karşısında kalsan, kararın kesinlikle dövüşten yana olacaktır. Hayatta mutluluk dileniyorsun, ama güvence senin için daha önemli, hatta bunun bedeli, bütün yaşamın boyunca baş eğmek bile olsa."
"Bu dünyada benim kim olduğuma karar verecek tek kişi ben kendimim, başka hiç kimse değil. "
"Anlıyor musun şimdi, mutluluk niçin senden kaçıyor? Onun için çaba harcamak ve onu hak etmek gerekiyor! Sen ama mutluluğu yalnızca tıkınmak istersin, bu yüzden senden kaçıyor, çünkü senin tarafından tıkınılmak istemiyor."
"Şunun ötesi yok: Hayatı iyi ve mutlu yaşamak! Korkulu ruhların yolundan uzaklaştırsa da, kalbini izle. Hayat sana eziyet etse