Halka baktım, her birinin bir sevdiği, bir maşuku olduğunu gördüm. Bu sevilenlerin bazısı kişiye ölüm döşeğine kadar, kimisi de kabrin başına kadar eşlik ediyor; daha sonra hepsi geri dönüp kişiyi tek başına bırakıyor. Düşündüm ve dedim ki: İnsanın en hakikatli sevdiği, kabre onunla birlikte giren ve orada onunla birlikte arkadaşlık edenlerdir. Salih ameller dışında böylesine rastlamadım, böylece onu, mezarımda bana bir aydınlık olsun, benimle arkadaş olup tek başıma bırakmasın diye kendime dost edindim.