Kendisi bile, idam mangasının karşısına dikildiği anda, kendini o noktaya getiren önemsiz, ama dönüşü olmayan olaylar dizisini yeterince anlayamıyordu.
Dağları aşma seferine işte böyle giriştiler. Jose Arcadio Buendia’nın kendi gibi gençten birkaç arkadaşı, serüven heyecanıyla evlerini dağıtıp eşyalarını topladılar, karılarını çocuklarını da alarak kimsenin kendilerine vaat etmediği topraklara doğru yola düştüler.
Keşif kolundakiler, çizmeleri buram buram tüten petrol gölcüklerine bastıkça, palaları kan kırmızı zambaklarla altın sarısı semenderleri doğradıkça, bu nemli ve sessiz cennette Âdem’in günahından da eskilere giden anılarına kapıldılar.