Tabii o zaman soruyorsun kendine: Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp, “Yıllar nasıl da uçup gidiyor!” diyorsun. Yine soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yılları yaşadın mı yaşamadın mı? Bak dostum, diyorsun kendine, bak artık toprak soğumaya başladı. Birkaç yıl daha geçecek ve sonra koltuk değneklerine dayanmış titreyen ihtiyarlık, ondan sonraysa sefalet ve terk edilmiş gelecek. O düşler beyazla örtülecek, donacak, hayallerin solacak ve sararmış yapraklar gibi düşüp gidecek…
Her sorunun kökeninde tek bir soru yatar: “Herhangi bir şey neden vardır?” Din, ticaret ve siyaset alanlarına dair tüm soruların kökeni ise şudur: “Güce kim sahip olacak?”