İnsan, başına gelecek mukadder hadiseleri değiştiremese bile o hadiselere vereceği tepkiyi, onlardan etkileniş biçimini yorumla nıyla değiştirebilir. Montaigne der ki: "İnsan, etrafında olup bitenlerden daha çok, olup bitenlerle ilgili kendi görüşlerinden etkilenir."
İnsanın üzülmeye de, musibete de, yadırganmaya da, incinmeye de, hayal kırıklığına da ihtiyacı vardır. İnsanın hatırlamaya ihtiyacı olduğu kadar unutmaya da ihtiyacı vardır. İnsanın sevmeye ihtiyacı olduğu kadar nefret etmeye de, yükselmeye ihtiyacı olduğu kadar düşmeye de, varlık sahibi olmaya ihtiyaç duyduğu kadar yoksunluğa da ihtiyacı vardır.
Allah, gönderdiği musibete denk gelecek miktarda sabrı musibetin beraberinde indirmişken, sabır gücünü yanlış kullanır, sabır israfına girer ve musibetlerin altında ezilmeye başlar insan. Şimdi sırtında bulunan yükleri, sorumlulukları sonsuza kadar taşıyacağını vehmederek tahammül sınırlarını zorlar. Oysa insanın dertlerle yalnızca bir gün boyunca nasıl baş edeceğinden başka bir sorunu yoktur.
Arapçadan dilimize geçen 'imza' ve 'mazi' kelimeleri, aynı köktendir. İmza, iş bitince, yani mazi olunca atılır. Mazi, yani geçmiş, altına imza attığımız bir şeydir ve geri döndürülemez. İnsan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda, hatırda, hafızada sıcak tutarak, var olan sabri geçmişe de yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur; bu yüzden şimdi ya şadığı musibet ona olduğundan daha büyük, mevcut dayanma gücüyse gerçekte olduğundan daha az görünür.
Sabahları evinden, akşamları işyerinden ve girdiğin dükkânlardan çıkman; bindiğin arabalardan, otobüslerden inmen; geceden gündüze, gündüzden geceye varman; kıştan bahara, bahardan kışa ulaşman bu kederin de yok olup gideceğini göstermiyor mu? Dinlediğin şarkının sona ermesi, okuduğun şiirin son mısrası, seyrettiğin filmin son sahnesi, yaşadığın kederlerin de bir gün biteceğini hatırlatmaya kâfi değil mi? Uykunda ölümü, uyanmanda dirilişi yeniden yaşadığın gibi, bu dertlerin de bir gün sana veda edeceğini hissetmiyor musun? Bir şeyin başlangıcı varsa, bitişi de olmak zorunda değil mi?