Gitmişlerdi birlikte. Kırk, kırk beş kişinin yemek yemekte olduğu salondan içeri girdiklerinde, salonun uğultusu birden kesilmiş, bütün başlar kapıdan girmekte olan Füreya'ya dönmüş ve herkes bir an soluğunu tutmuştu. Sanki kapı girişinde bir hale oluşmuştu ve konuklar o ışığa doğru dönmüştü, tıpkı çiçeklerin güneşe dönmesi gibi. Ferid Edgü seksen yaşına gelmiş bir
kadının hala bu kadar karizmatik olabilmesine şaşıp kalmıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Haydi kuş, haydi, bekliyorum.
Oysa beklemeyi hiç sevmem ben. Ne bekletirim başkalarını ne de ben beklerim, on, bilemediniz on beş dakikadan öte. İnsanları bekletmeyi, görgüsüzlük ve saygısızlık olarak belletmişlerdi bana, taa çocukluğumda.
Kuşlarımın arasında, en çok da insanların
uğursuz kabul ettiği baykuşu sevdim nedense. Soylu bir güzelliği vardı bu kuşun. Diğer kuşlardan farklıydı. Karanlığı gören gözleriyle, kendini uğursuz sanan aptal insanlara, alaylı bir ifadeyle tepeden bakar baykuş. Boşuna 'baykuş' dememişler ona, yani beylerin kuşu ...
Kendine hayran bir erkeğin, çevresinde dolaşmasına alışıktı Füreya. Hayatında böyle birinin bulunması onda bir emniyet
duygusu uyandırıyordu. Dışarda kar sepelerken, sıcacık bir odada, rahat koltuğa uzanıp güzel bir kitap okumak gibiydi, emrine amade bir hayranın el pençe divan durması. Yalnızlığın ve özgürlüğün dengelenmesiydi, birine 'ait olma' hissiydi. Kadınlara has bir sükun duygusuydu.