Türklerin tababet, diyanet ve siyaset alanlarında doğuştan bilgili olduğu şaka yollu söylenir. Halk düzeyinde bu şakanın kaldırılabilir bir yanı vardır; çünkü halk bu davranışında, en nihayetinde bir art niyet sahibi değildir. Ancak şöyle ya da böyle eğitim almış, kendini aydın kabul eden, çeşitli gazete ve dergi köşelerini hasbelkader tutan kişilerin hemen her konuda ahkam kesmesi, safsata yapması yani anlamsız konuşması, sanırım Türkiyede dini, tarihi, kısaca sosyal/beşeri bilimlerin bir terim dağarcığına ve yöndeme sahip olmamasıyla yakından ilgilidir. Düşünce, terimsiz ve yöndemsiz yapıldığında ise kaçınılmaz olarak, ehil olmayanların, Tolstoy`un deyişiyle fikir fahişelerinin eline düşer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslında günümüzde bazı kavram ve deyimlerin sıkça kullanımı kadim kültürlerde şamanların söyledikleri ve dinleyen insanların nefsi tatmin yaşadıkları sihirli deyişlerinden farklı değildir. Tatmin esas itibarıyla belirsilzikten kaynaklanır; çünkü belirsizlik insanlara maddi veya manevi bir yük yüklemez; ses ve taşıdığı söz kutsallarımızı kutsar; vicdanlarımızı okşar; bir şeyi değil ama her şeyi başarmanın mutluluğu ve rahatlığıyla herkes yoluna gider. Bu deyişlerin gücü aynı zamanda tıpkı şamanların yaptığı gibi, sıkça ve periyodik törensel tekrarlarına da bağlıdır. Tekrar hislerin tazelenmesi açısından son derece önemlidir; fikir ise tümel özelliğe sahip olduğundan törensel tekrara ihtiyaç duymaz.
Aslında “mülteci kampı” olarak adlandırılan yere atfedilen tek anlam, sınırları dışında kalan tüm yerlerin yasak olduğudur...Sürgün edileni insanlığın geri kalanından soyutlayan şey, onun kampa nereden geldiği değl, nereye gidemediğidir.