Hüvallahüllezi Sığınağı
"O, öyle bir sultandır ki; mülkün gerçek sahibi, kalbe güven veren ve her şeye mutlak galip gelendir." Haşr Suresi, 22-24.
Bir aslan avını avlayıp onun iç organlarını yediğinde ona kötü demeyiz; "Doğası bu ve bunu yaptı." deriz. Bugün evrim, artık herkesin kabul ettiği, bilimsel kanıtlarla desteklenmiş bir gerçek. Kısacası hayvandık ve şu an düşünebilen bir hayvanız. Ama düşünebiliyor olmamız, iyilik ve kötülük kavramını kendi kalıplarımıza sığdırabileceğimiz anlamına veya mutlak doğru olduğu anlamına gelmiyor. Gelişmiş ve bizden çok daha zeki uzaylı bir medeniyet için iyilik ve kötülük çoktan aşılmış, apt*lca bir konu olabilir. Onlar için belki de sadece nedenler ve sonuçlar vardır. İyilik ve kötülükse hiç bilmedikleri, anlam veremedikleri bir şey bile olabilir. İyiliği ve kötülüğü var eden şey dinler değildir veya toplumun ahlak kuralları da değildir. İyilik ve kötülüğü var eden şey insan vicdanıdır. Ne gariptir ki vicdan da bir duygudur ve bu duygu yalnızca insana aittir. Eğer vicdan yalnızca bir duyguysa ve insana aitse, o hâlde iyilik ve kötülük kavramı evrensel midir? Hayır, değildir; çünkü yalnızca insana ait olan bir kavramın nesnel bir geçerliliği yoktur.
Alıntı

Mehmet Çağımnı

@Mehmetcagimni
·
“Vicdan azabı, yakalandıktan sonra hissedilen o geç kalmış pişmanlıktır. Eğer kimse görmeseydi, o ‘korkunç’ dediğiniz şeyi tekrar yapmaktan bir an bile tereddüt etmezdiniz. Sizi ahlaklı tutan şey vicdanınız değil, toplumun o yargılayan gözleridir. Benimse vicdan umurumda değilken, yargılayan gözlerin ne olduğuna dair hiçbir fikrim olmayacak kadar veyahut fark edemeyeceğim kadar var olmayan küçücük hayalet bir kavramdan ibaret.” Şu an olsa ne yaptıysam, yaptıklarımın aynısını tekrar yapardım. Ben buyum; ya ahlak kurallarını kabullendiğiniz gibi de beni de böyle kabulleneceksiniz ya da ahlaki pusulayı başka hiçbir yerde geçerliliği olmayan, insan uydurması olarak gören birini, kabullendiğiniz ahlaki pusulanın içine sokmayacaksınız. Ben sizin kalıplarınızla doğmadım, kalıplarınızla yaşamayacak, kalıplarınızla da ölmeyeceğim. Bu kalıplar konulurken bana sorulmadı. Uymak zorunda da değilim. İsteyen başkaldırı anlasın, isteyen anarşistlik olarak görsün; ne tuhaftır ki bu konuda da ne düşündüğünüz zerre umurumda değil. 😂🤷🏻‍♂️ Siz benim için endişelenmeyin. Ben kurnaz ve zeki bir insanım. Sisteme kabullenmiş gibi görünürüm ama sistem her sırtını döndüğünde sırtına bir pençe daha atarım. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kurulsa pazarın hiçe gidersin, sen zatını âlemde cevher mi sandın." demişler ya... Öyleyiz insanoğlu; bir nakış gibi alnımıza işlemek gerek. Dünyaya adım attığımız andan itibaren bitmek bilmeyen bir aidiyet, mülkiyet ve üstünlük yarışına giriyoruz; oysa hakikat terazisi kurulduğunda elimizde kalacak olan koca bir 'hiç'ten ibaret. Bu mutlak acziyetin ve faniliğin farkında olmak ruhun bu dünya sürgünündeki en güvenli sığınağıdır. Bu yüzden adını hırs, öfke ya da kin koydukları o ağır, insanı tüketen yükleri çoktan heybemden indirdim. Bir daha görmeyeceğim bu dünyanın o tantanalı, büyük iddialarla dolu pazarında bir cevher gibi parıldamak yerine; kendi sessiz köşemde, iç huzuruyla harmanlanmış küçücük isteklerimle yaşıyorum. Huzurlu anlar, gülen yüzler, gerçek sevgi, hala var olduğuna inandığım samimiyet ve cesaret. Benim pazarım da cevherim de ancak ruhumu doyuran bu yalın ve samimi anlarda saklı 🌸✨️
Alıntı
Muahhir | el-Muahhir İsminin Anlamı Muahhir isminin lügat anlamları: Muahhir ise geride bırakandır anlamındadır.. Kur’an’da geçmemiş, meşhur Esma-i Hüsna hadisinde zikredilmiştir. EL-MUAHHİR: Tehir eden, istediğini erteleyen, geriye bıra­kan; takdimi hak edeni takdim edip ileri geçiren; tehiri hak ede­ni tehir edip erteleyen, geri bırakan. Allah (c.c), kullarının yaptığı hayır hasenat ve dua gibi veya diğer bazı işleri esas alarak veya hiçbir şeye de bak­mayarak, doğumlarını, ölümlerini, rızıklarını veya başla­rına gelecek herhangi bir şeyi geciktirebilir. Kıyameti de geciktirebilir veya öne alabilir. Çünkü bu konuda tek yetki kendisine aittir. Bir hadisi şerifte sadakanın ömrü uzattığı ve duanın da kaderi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Bunu daha önceki konularımızı da işlerken gördük. Dolayısıyla kullar olarak bize düşen Rabbimizi unutmadan, ona dua edip yalvarmak ve yakarmak ve ne halde olduğumuzu, neye ihtiyacımız olduğunu bildirmektir. Elbette ki Allah bizim neye ihtiyacımız olduğunu bilir bilmesine ama bi­zim istememiz önemlidir. Çünkü kul hesap verecek ve bunlardan isteyip istemediği şeylerden olacaktır. Bu yüz­den istemeli ve hayırlı isteklerde bulunmalıyız. Hakkımız­da hayırlısını istemeliyiz hem de. Aksi halde ne imanın, ne ibadetin, ne imtihanın anlamı kalırdı ne de dualarımızın veya yaptığımız hayırların… Muahhir isimlerinin ıstılah anlamları: Muahhir; hikmeti gereği bazı kullarını geride bırakandır. Muahhir; kimi varlıkları sonra yaratandır. Muahhir; kimi kullarını zekâ, akıl ve beden yönünden geride bırakandır. Muahhir | el-Muahhir Dualar ve Zikirler EL-MUAHHİR isminin zikri (846) adettir. Zikir saati Zu­hal; zikir günü Cumartesi’dir. Cumartesi Zuhal saati, sabah erken ve ikindi sonrası ile gece yarısı. Muahhir | el-Muahhir esmasıyla yapılacak
Din İslam
Sadece insan öleceğini biliyor, sadece insan kendi ölümünü bekliyor. Ölümle yüzleşmek bize hayatın anlamını sağlıyor. Ölümün farkında olmamızladır ki hayat ve varlık, gerçek ve mutlak bir hüviyet kazanıyor. M. Kemal Sayar
Duygu ve Düşünce
Allah'a iman güçlendikçe, dünyevi tüm kaygılar azalır, insan psikolojisi düzelir, kalp huzur bulur ve teslimiyetle birlikte gerçek özgürlüğe kavuşur. Çünkü insan, her şeyin mutlak Sahibine dayandığını idrak edince, yük sandığı şeylerin aslında emanet olduğunu anlar. Rızık için endişe etmez, çünkü Rezzak O’dur. Gelecekten korkmaz, çünkü kaderi yazan O’dur. İnsanların ne dediğine takılmaz, çünkü hüküm yalnızca O’na aittir. İman arttıkça tevekkül artar, tevekkül arttıkça sabır güzelleşir, sabır güzelleştikçe şükür dile gelir. Böylece kul, darlıkta genişlik bulur, yalnızlıkta kutsal dostluk. Dünya bir imtihan yeri olur, dertler birer merdiven. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap