Bukowski özetlemiş aslında :Nice mutlu yıllara demeyeceğim, çünkü değişen bir şey yok. Günler aynı, insanlar aynı, dekorlar aynı ve sahne aynı, kandırılanlar aynı. Ve yine aynı olacak; sahte kahkahalar, sıra dışı böğürmeler. İyi kusmalar. "
Eylül”üm. Güzeller güzelim. Annemmmmm. Saçlarına nazar boncuğu taktığım. Sarıp sarmaladığım. Yoldaşım. Yarınım. Sırdaşım. Güzel kızım benim. Gelemedim diye kızgınsın bilirim ama anneler bazen böyledir. Yeterim sanar, çabalar çırpınır son gücüyle hadi bi kere daha kalk dese de yetemez bazen. Düşer kalkamaz. Çıkarım sandığı kuyulardan çıkamaz bazen. Güçlü görünürler elbet ama onlar da bazen güçsüz düşerler. Halimden anlarsın bilirim. Yormazsın hiç. Hep dinlersin, Susan yanlarımı konuşturur, Yaralarıma su serpersin. Hayalinle sarar sarmalarsın sen de beni. Gönül koymaz açarsın hep kollarını.. Ben biraz babanla sohbet edeyim sen de dinle bizi emi. Çünkü babana doyamıyorum son zamanlarda. Yolumu aydınlatan bir ışık gibi içimi de aydınlatıyor son zamanlarda. Yaşadıkça yaşayasım, Sevdikçe sevesim, Sardıkça sarasım geliyor. Bi gün dünyaya geldiğinde gülüşünle babanla yarış istiyorum.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mutlu akşamlar
Bol okumalı günler başlasın. Dilin Afetleri
İlkbahâr Bu!
Birer birer kayıp gitti en derin gecende, Sarardı soldu birden kefenli bilmecende. Güzîde bir hayal belki burcu burcu günler, Bilir misin ki sensiz nasıl geçer bugünler? O gün bugün hayâlimde belki bir hüzünsün, Hüzün hafif kalır belki yas tutan yüzünsün. Akar durur içimden geçer bu çağlayanlar, Yazın neden hüzünden kaçar şu ağlayanlar? Akar yaşım gözümden birer birer ne mutlu, Desem ki gözlerimden ne katrelerce kutlu. Bahâr değil ki Eylül ayında sonbahâr bu, Ne bir haber ne büşrâ ne ilk ne son bahâr bu! Mefâ'ilün / fe'ûlün / mefâ'ilün / fe'ûlün
Şiir
Özlediklerimize..mutlu akşamlar:/
Ve bazen sadece eski beni,eski duygularımı,eski bana ait ne varsa çok özlüyorum...
Hayat İlerlemeye Değer!!
30 yaşıma çok az bir zaman kaldı. O zor günlerin nasıl geçtiğini düşündükçe hâlâ şaşkınlık içindeyim. Bir zamanlar hiç bitmeyecek sandığım yolların sonuna gelmişim. Bugün sohbet hocasıyım. İki yıllık ilahiyat eğitimimi dört yıla tamamladım ve bugün diploma işlemlerimi hallettim. Hâlâ hayretler içerisindeyim; "Bitmez." dediğim şey gerçekten bitti. Şimdi Kur'an öğreticisiyim. Minik minik öğrencilerim var. Üstelik bir butik işletmesinde ticaret danışmanı olarak da çalışıyorum. Geçmişteki ben, günün birinde bu iki meslekten rızık kazanacağını asla tahmin edemezdi. Demek ki insan, yürüdüğü yolun sonunu her zaman göremiyor. Bazen sadece adım atması gerekiyor. Bir kitapta şöyle diyordu: "Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır." Bugün geriye baktığımda birçok şeyin neden yaşandığını daha iyi anlıyorum. Rızık konusunda büyüklerimizin söylediği söz ne kadar doğruymuş: "Rızık Allah'tandır." İnsan bazen kapandığını sandığı kapıların, aslında kendisi için daha güzel kapıların habercisi olduğunu yıllar sonra anlıyor. Hayatıma giren, beni hiç yalnız bırakmayan, kolum kanadım olan, canım, cananım, güzel yüzlü eşime de hamdolsun. Onu yetiştiren ailesine de binlerce kez teşekkür ediyorum. Bugün eşimle birlikte planladığımız tatile gidiyoruz ve ben şu an kahvemi balkonumda içiyorum. Huzur… İşte tam olarak huzur. Bir zamanlar mutlu olmayı, sevilmeyi ve sevgi dolu bir yuva kurmayı ne kadar çok beklemişim. Şimdi dönüp bakıyorum da, bazı duaların kabul olması için insanın biraz büyümesi, biraz olgunlaşması ve biraz da sabretmesi gerekiyormuş. Eşim, omuzlarımdaki yükü çoğu zaman sessizce hafifletiyor. Birlikte hayatı paylaşmanın ne demek olduğunu bana yeniden öğretti. Geçmişteki hâlime bakıyorum ve bazen kendime üzülüyorum. Ne öfkemi gösterebilmişim insanlara ne de