Fener Gemilerine Dair
Fenerlerin her biri, sonsuz bir hüzün ile yalnızlığın dünya haritasına serpiştirilmiş anıtları gibidirler. Hep ayrılık, uzaklık kavramlarını ve onlarda yüklü özlemleri, gizemli duyguları çağrıştırırlar. Fenerler, "Fener Gemileri" yaptıkları iş bakımından ömür boyu bir hizmetin, daha doğru bir deyimle bir adayışın simgesidirler. Kendilerini gemilere ve gemicilere adamışlardır. Bayrak ve ırk ayrımı ile hiç mi hiç ilgileri yoktur. Onlar geceyi bölen ışıkları, gündüz uzaktan en kolay seçilebilecek renkleri ve ilginç yapılarıyla "Köprü Üstündeki Adam"a uzanır ya da seslenirler. Tropik sıcaklarda kavrulan kayalık sahillerde, buzdağlarının yüzdüğü kutup denizlerinde Fener'in tek amacı gemicinin, Köprü Üstündeki Adam'ın yanılmamasını, gemilerin yolunu kaybetmemesini sağlamaktır. Bir bahar sabahının geceden henüz sıyrıldığı saatlerde, Köprü Üstündeki Adam'ın yüzündeki belli belirsiz gülümseme, yorgun bir mutluluktur Fener'in görüldüğü an. Göz gözü görmez, kar, tipi ve kabaran denizlerin birbirine karıştığı gecelerde Fener ışığının o zifir karanlığın duvarını delip Köprü Üstündeki Adam'a ulaşması, günler, haftalar boyu gökle deniz arasında yoluna devam etmiş gemide tarifsiz bir bekleyişin mutlu sonudur. Karanlığı delen ışığı, Köprü Üstündeki Adam'ın, günler, haftalar boyu gökle deniz arasında bir kuş bile görmeksizin yol almış gemicinin sevincidir. Sonunda bir yere varmanın, denizdeki en önemli şey olan her an nerede olduğunu bilmenin, bunu gözle görmenin sevinci.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Nerdesin...
Nerdesin? Günler var ki beni aramadın, yazmadın. Senden gelecek bir mektubu bekledim boşuna. Önceleri içim umutla dolu, postacının kapımı çalmasını bekledim. Satırlarınla aydınlanmasını bekledim bu karanlığın. Saatler saatleri, günler günleri kovaladı. Gitgide büyüdü verdiğin yalnızlık, yüreğim kahırla doldu. Ümit etmenin mutlu heyecanları, yerini tarifsiz bir hüzne bıraktı. Kocaman, kalabalık bir şehirde yapayalnız kaldım işte. Nerdesin?
Duygu ve Düşünce
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Haklı olmak değil, mutlu olmak istiyorum .. .
Haklı olmayı değil, mutlu olmayı seçtiğiniz gün sizi çok güzel günler bekliyor olacağım.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Alıntı
“Kardeşler, bu iş bizim başımıza nasıl olsa gelecekti. Biz uzun yıllar çalışkanlığımız, mutluluğumuz, mutlu ülkelerimizle övünmekten başka bir şey yapmadık. Böyle mutlu yaşarken, başımıza gelecek böyle bir bela için hiçbir önlem düşünmedik. Oysaki çok vaktimiz oldu, yan gelip yattığımız günler oldu, başımıza gelecek belalara karşı önlemler düşünebilirdik, sellere, yağmurlara, dolulara, karlara, depremlere karşı nasıl önlemler düşünmüşsek, fillere karşı da bir umarını bulabilirdik, olmadı, işte köle, işte tutsak olduk.”
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Bu, diğer baharlardan daha gerçek, daha göz kamaştırıcı ve parlak olan bir baharın, konusunu ciddiye alan bir baharın, takvimlerdeki bayram kırmızısının, mühür mumunun kırmızısıyla, boya kalemlerinin kırmızısıyla, coşkunun kırmızısıyla, uzaklardan açıkça yazılmış esin verici bir bildirinin öyküsü, uzaklardan postalanmış muştulu bir telgrafın morudur. Her bahar, tek bir mevsime sığmayan ölçüde çılgın ve devasa yıldız fallarıyla başlar; bu baharların her birinde -bir kez olsun söylemek için- her şey vardır: bitmez tükenmez geçit alayları, bildiriler, devrimler, barikatlar; her birinin içinden bir an için ezberin sıcak kasırgası, o sınırsız keder ve hakikatte boşa yanıt arayan sarhoşluk geçer. Sonra bu aşırılıklar, doruğa çıkmalar, coşkunlukla kendinden geçişler çiçeklenmeye, bereketli yaprak vermeye başlar, heyecandan karmakarışık ilkbahar bahçelerine dönüşür ve yaprakların hışırtısında erir. İlkbaharlar kendilerine böyle ihanet ederler; birbiri ardına, çiçeklenen parkların boğuk hışırtısına, galeyanına, gelgitine dalan her bahar, kendine verdiği yemini unutur, ahdinin yapraklarını teker teker yitirir. Gelgelelim bu ilkbaharın, dayanacak, sözünü tutacak cesareti vardı. Pek çok başarısız denemeden, kalkışmadan, büyülü ritüelden sonra, gerçekten de biçim almayı, her şeyi kaplayan mutlak ve son ilkbahar olarak dünyada patlama yapmayı istemişti. Ey olayların rüzgârları, serüvenlerin fırtınası, ey mutlu darbe, ey, o yüce günler, utkulu harika günler!
Sayfa 140
Bütün kötü günleri mutlu geçirilmiş bir tek gün silebilir...