Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1960'lı yılların Türkiye'sinde oy deposu olarak görülen köylerimizin masalsı değil, tüm çırılçıplaklığı. Eğitimsizlik, batıl inançlar, imkansızlık, çaresizlik... Köylüyü kalkındırmayı değil kandırmayı; onun okumamasını, uyanmamasını amaçlayanlar. Kemiğe bıçak gibi giren yazarın öyküleri, toplumsal gerçekçiliğin en nadide örneklerinden.
Kafamızı yormaktansa çıkarımızı kovalamak daha çok işimize geliyor. Duyduklarımıza hem de duyduklarımızın işimize gelen yanlarına inanıverip huzura kavuşuyoruz.
Tek dileğim; başımızda bulunanların eskilerin düştüğü hatalara düşmemesi, baskı yoluna sapmaması ve özgürlüğün günlük konuğumuz değil evimizin bir bireyi olarak kalmasıdır.