Kuru Sevda

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
360 gösterim
Demokrasi deneyimleri, iktidar değişiklikleri bile aydın geçinen çevrelerde Makal'ın uyandırdığı şaşkınlık, yılgınlık ve hayreti uyandıramamıştır. Kamuoyu, yüzyıllardan beri ilk kez efendimizi, köylünün ne olduğunu bir köy çocuğunun ağzından dinliyor. Bu kitapların yazınsal yönü ise, hiç de bir romandan ya da herhangi iyi bir hikâyeden aşağı değil. Makal'ın gayet sağlam ve iyi bir anlatımı var. Mahmut Makal'ın Kuru Sevda'sı, yalnız okunması değil, aynı zamanda üzerinde ibretle durulması gereken bir eser olarak okuyuculara salık verilebilir... (Akis dergisi) Kuru Sevda'daki hikâyelerin hepsi de birbirinden ilginç ve sürükleyici. Başladıktan sonra bırakamadım. Gizli bir büyü var herhalde Makal'ın kaleminde. Hikâyede aranan nedir? Olay mı, dil ve anlatım mı, kuruluş mu? Bunların hepsi en güzel bir biçimde birleşmiş Kuru Sevda'daki yazılarda. Gözlem keskinliği ve gerçeğin saptanışı da cabası. Makal'ın öteki hikâyecilerden ayrıldığı nokta da burasıdır zaten. Salt hikâye yazmış olmak için yazmıyor. Çok yakından bildiği köy sorunlarını, bir makale kuruluğu ve sıkıcılığı içinde değil, benliğimizi sarsacak, yüreğimizi burkacak şekilde, sürükleyici hikâyeler halinde anlatıveriyor. Makal'ın bütün kitaplarında üzerinde durulması gereken önemli noktalardan biri de içtenliğinin ve milliyetçiliğinin yazarın tüm benliğini sarmış olmasıdır. Bu duygudur ki onu hep acı konuşmaya, gerçeği abartmadan, yüzümüze şamar vururcasına, korkusuzca önümüze sermeye yöneltiyor.

Oyalamaca oynayan birçok sanatçımızın yanında Makal gibi birinin bulunması gerçekten ferahlatıyor insanı. Anlatış güzelliği ve insanı alıp götüren sürükleyiciliği içinde, her satırda bir dert de aynı zamanda deşilmiş. Okumalı Makal'ın Kuru Sevda'sını da. Köylümüzün kuru kuruya peşine düştüğü şeyler gerçekten ustaca verilmiş. Meğer nelerle oyalanmış köylümüz yüzyıllardır; hayatı seveceği yerde... -Osman Senkoş- (Varlık dergisi)
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2009
  • Sayfa Sayısı:
    190
  • ISBN:
    9789750404511
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

“Gideceğin köyün ağası ne derse “başüstüne” diyeceksin. Aksi halde seni ortadan kaldırırlar. Böyle kaldırmalar çok olmuştur. Gençliğin var. Yaşayacağın bir ömür, aydınlık bir gelecek var…”
Bunları anımsayıp dururken söze başladı Ağa:
“Adın ne?”
“Ali,” dedim.
“Memleket?”
“Gülşehir.”
“Ana avrat var mı?”
“Ana var, avrat yok,”
“iyi,” dedi. “Bu odada yatacaksın. Adamlarım yiyeceğini, içeceğini getiriler. Çocukları toplamayacaksın. Onlar namazlık öğrenecekler. Zaten yukardan emir var. Emir olmasa da buranın her şeyi benim. Amma sen de boş durmayacaksın. Benim tarla takan işlerimin hesabını tutacaksın. Köylerimin gelirini yazacaksın. Zaman buldukça askerliği yaklaşan oğluma yazı öğreteceksin.”

Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 102)Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 102)

“Hilmi Hoca kör oldu, ” dedi geçenlerden biri de.
“Neden?”
“Gözüne tenturut dökmüş…”
Hilmi Hoca’nın evine doğru yürüdük. Köy imamının kardeşi, köyün en akıllısı, lafcısı Hilmi Hoca kör olursa, köy çok şey yitirir.
Ne oldu da böyle ettiniz?” dedik.
“Ellez’in Kemal’de geçen yıldan kalma göz ilacı var dediler de ona gittiydim gözüme döktürmek uçun. O da sağ olsun döküyüm, dedi ve takadan araya araya buldu geldi parmak kadar bir kara şişe. Yattım, çokça döktü. Ondan gerisini bilmiyorum….”
Karısı karışıyor:
“Koşuşup vardık ki ak çökelik gibi ağarmış gözleri. Göz ilacı sanarak nekdep hademesinden aldığı tenturutu gel ha etmiş Ellez’in oğlu…”
“Mukadderat,” diyor Hilmi Hoca. “Olacak işe çare bulunmaz. Şeytan onun elinden tutacak, göz ilacı diye ötekini döktürecek. Allah öyle karar vermiş çünkü. Boşa yorulmayın Allah’ın dediği olur, kaderden öte yol gitmez…”

Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 96)Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 96)

Dedem doğrular gibi oluyor: “Eşrefin tahsildarlığında doğdun. Sonra bir celpci geldi seni yeni doğmuş gibi yazdı. Üç yaşında vardın. Bir de soyadı verdi. Fakat o kayıt “Muskai sani”ye geçmeden kalmış.”
“Neden Makal aldın soyadını?”
“Ben mi aldım yavrum, adam tuttu, ‘sana da Makal veriyorum’ dedi. Uydurdu uydurdu bir ad taktı herkese. Kötü Veli uzaktan gelirken: “Yürü lan Habigon! dediydik, tuttu herifin soyadını “Habigon” koydu. Aşık oynarken hep ütülürdü Veli. Kemiklere yalvarırdı kızınca: “Ulan kemik, ha bi gon” derdi. Hiç durmadan. Kendi aramızda, söylediğini ad yapmıştık ona. Celpci de soyadı yaptı…”

Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 64)Kuru Sevda, Mahmut Makal (Sayfa 64)