Kitabı bir tavsiye üzerine aldım. Hacim olarak küçük olsa bile ben kolay okunabilir cinsten bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Çoğu kez başa dönüp tekrar tekrar okudum.
Çağımızın hastalığı ; Mutlu ol, mutsuzluğunu gösterme. Kendini zorla. Hayat yaşanacaksa her an mutlu geçmeli, mutsuzluğa yer bırakmamalı. Tüm reklam şirketleri, televizyonlar, sosyal medya aklınıza gelebilecek ne varsa hepsi birlikte bize bu telkini vermiyor mu sizce de ?
Sosyal medyayla iç içe yaşadığımız bu dönemde altını çizdigim satırları tekrar tekrar okuduğumda aklımı aynı şey kurcalıyor. İnsanlar gerçekten bu kadar mutlu mu? Mutsuzluk bir ayıp mı? Her an mutlu olmak zorundayım düşüncesi yaşadığımız an'ı esareti altında mı tutuyor? Ve maalesef vardığım sonuç sosyal medya mutluluk maskesini yüzüne yerleştirmiş, anın tadını çıkaramadan bu düşünceye saplanıp yaşadığı o an'ı mahveden büyük bir kitleyle dolu. Çok üzücü. Ama durum bu.
Hayatın anlamını biraz irdelediginizde mutluluğun her an mümkün olmadığını görürsünüz. İnsan karmakarışık bir varlıktır. Ve mutsuzluğa da muhtaçtır. Düşünün mutsuz olduğunuz anları, mutsuzluğun sonu güzel kapılar aralamadı mı hayatınıza? Size ve benliginize yeni güzel şeyler katmadı mı? Hayatınızdaki geminin kaptanı sizsiniz ve ve hayat yolunda yönünüzü tayin etmek için mutsuzluklar, acılar yaşamak zorundasınız.
"Yeni eylemlerin mahmuzu hoşnutsuzluktur, insan olmaya özgü olan budur... Belki de ancak şüphe edebilen, çaresizliğe düşebilen insan, büyük ve fevkalade şeyler yaratabilir. Hoşnut olan, arkasına yaslanmayı yeğleyecektir." der kitabın bir bölümünde George Kreisler. Mutsuzluk yaşamın bir parçasıdır, doğaldır ve yaşanmalıdır. Kaçmak yerine bırakın biraz mutsuz kalalım, lehimize olacak şeyler çıkaralım içinden. Ben sevdim, siz de okuyun. Ara ara çıkarıp tekrar okuyun.