Her mutluluğun hüzne dönüştüğü ve her azmin azaldığı ya da bunun tersinin gerçekleştiği bir yer vardır. Matematikte buna dönüm noktası denir. Bu kavram bir anlamda değişimin yaşandığı noktadır. Peki günlük hayatta bunu nasıl yaşarsınız? Çok mutlu hissettiğiniz bir zamanın sonunda dönüm noktasına ulaşırsınız ve müthiş bir acı ile karşılaşırsınız. Sonrasında yeni bir dönüm noktasında ise tekrar en üst seviye mutluluğa doğru ilerlersiniz. Bu değişim ve geçişler; sosyal, fizyolojik ve psikolojik yaşamınızın dengesi için gereklidir. Bunu kabullenirseniz aslında acı dediğiniz şeyin var olmadığını, onu sizin yarattığınızı da fark edersiniz. Güzellik ve mutluluk, acı ve hüzün, telaş ve stres aslında yok; siz yaratıyorsunuz ve bunların oluşturduğu duygularınızın esiri oluyorsunuz. Duygularınızın esiri olmayın, olmayan bir şeyin esiri olmak gönüllü köleliktir. Biliyorum, bunu kabullenmek çok zor ama hayatı yaşama çevirmenin ve yaşamı yaşamanın sırrı burada gizlidir. Sağlıkla ve kitapla kalın... Canlı yaşayın! Mahmut KARAKAŞ
1000Kitap
"Dünyada gün yüzü görmedim" deyip Rabbine isyan etme! Dünyanın yüzü de çirkin, günü de. Allah mutluluğunu ahirete ertelemiştir..🕊
Hislerim
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatın varış noktası hiçbir zaman mutluluk olmamıştır. Mutluluğun daim olması gibi bir durumda söz konusu değildir Arada sırada mutlu oluruz arada sırada kendimizi kötü hissederiz. ama hayatın büyük bir kısmında ortalama gider hayat. ne mutlusundur ne de mutsuzsundur. seni mutlu eden şeyleri artırdığın zaman mutluluğunu da kısmayı bir artış olabilir ancak bunların sayısını çoğaltırsan buna da alışırsın ve bu yapılan eylemler seni eskisi gibi mutlu etmemeye başlar. seni mutlu edeceğini düşündüğün her şeyi hayatını alırsan bir süre sonra alışacaksın ve o seni eskisi gibi mutlu etmemeye başlayacak. mutluluğun yerine doğru konumlandırdığın zaman o geleceği zaman kabul edersin hayatına ...
Alıntı
Her yolun bir sonu, her mutluluğun hüzne dönüştüğü ve her azmin azaldığı ya da bunun tam tersinin gerçekleştiği bir yer vardır. Matematikte buna dönüm noktası denir. Bu kavram bir anlamda değişimin yaşandığı noktadır. "Dönüm (büküm) noktası, kıvrım noktası veya bükülme (nadiren bükülme) düz bir düzlem eğrisinde eğriliğin işaret değiştirdiği noktadır. Özellikle, bir fonksiyonun grafiği söz konusu olduğunda, fonksiyonun içbükey (aşağı doğru içbükey) hâlinden dışbükey (yukarı doğru içbükey) haline veya tam tersine geçtiği noktadır." (WIKIPEDIA) Çok mutlu hissettiğiniz bir zamanın sonunda dönüm noktasına ulaşırsınız ve müthiş bir acı ile karşılaşırsınız. Sonrasında yeni bir dönüm noktasında ise tekrar en üst seviye mutluluğa doğru ilerlersiniz. Bu değişim ve geçişler; sosyal, fizyolojik ve psikolojik yaşamınızın dengesi için gereklidir. Bunu kabullenirseniz aslında acı dediğiniz şeyin var olmadığını, onu sizin yarattığınızı da fark edersiniz. Güzellik ve mutluluk, acı ve hüzün, telaş ve stres aslında yok; siz yaratıyorsunuz ve bunların oluşturduğu duygularınızın esiri oluyorsunuz. Duygularınızın esiri olmayın, olmayan bir şeyin esiri olmak gönüllü köleliktir. Biliyorum, bunu kabullenmek çok zor ama hayatı yaşama çevirmenin ve yaşamı yaşamanın sırrı burada gizlidir. Sağlıkla ve kitapla kalın... Canlı yaşayın! Mahmut KARAKAŞ
İnsan ve Duygular
Fazıllar Toplumu: Erdemin Kolektif Hali
Bu üç kavramı bir araya getirdiğimizde, karşımıza aslında modern "zenginler kulübü" değil, Antik dönemden gelen bir etik ve yönetim felsefesi çıkıyor. Aristokrasi kelimesi kökeni itibarıyla "en iyilerin yönetimi" anlamına gelse de, buradaki "en iyi" olma hali tamamen "fazilet" (erdem) ve "kendini bilmek" üzerine inşa edilmiştir. İşte bu üçlü arasındaki o derin bağ: 1. Aristokrasi: "En İyiler" Kimdir? Kelime anlamı olarak Aristos (en iyi) ve Kratos (güç/yönetim) birleşimidir. Ancak Platon ve Aristoteles gibi düşünürler için gerçek bir aristokrat, maddi zenginliği ile değil, ruhun niteliğiyle ölçülür. * Gerçek aristokrasi, toplumun en bilge ve en erdemli kişilerinin sorumluluk aldığı bir yapıdır. * Buradaki temel amaç kişisel çıkar değil, kamu yararıdır. 2. Fazıllar Toplumu: Erdemin Kolektif Hali "Fazıl", kelime anlamıyla erdemli, bilgili ve ahlaklı demektir. Farabi’nin "Medinetü’l-Fazıla" (Erdemli Şehir) eserinde anlattığı gibi, bir toplumun huzuru ancak bireylerin ortak bir "hayır" ve "erdem" anlayışında birleşmesiyle mümkündür. * İş Birliği: İnsanlar sadece hayatta kalmak için değil, "iyi yaşamak" için bir araya gelirler. * Liyakat: Fazıllar toplumunda makamlar, o işe en layık olan (en faziletli) kişilere verilir. 3. Kendini Bilmek: Temel Taş Yunus Emre’nin "İlim kendin bilmektir" sözü, bu sistemin motorudur. Kendini bilmeyen birinin ne fazıl olması ne de adil bir yönetici (aristokrat) olması mümkündür. * Sınırlarını Tanımak: Kendi eksiklerini, tutkularını ve kapasitesini bilmek, kibri engeller. * İçsel Disiplin: Kendini bilen insan, başkalarını yönetmeden önce kendi arzularını yönetmeyi öğrenir. Özetle: Bir toplumun "fazıllar toplumu" olabilmesi için, onu yönetenlerin (aristokrasinin) sadece teknik bilgiye değil, "kendini bilme" olgunluğuna
İyileşmek ve Kokular
İyileşmek, bazen terapiden önce kokuyu bulmaktır. Unutamadığın tüm acıların ve mutluluğun kokusu vardır. Seninki ne: kolonya, ıslak toprak, portakal? 🍊 Zeynep Uzun – Portakal Hatırlamak cesaret ister. 📖 Portakaldan alıntı “Bir koku seni en son nereye götürdü?” ⸻ 📚 Şimdi %15 indirimli olarak Kitapyurdu’nda! (link profilde) #kokuvebellek #psikolojikroman #hafızaromanı #iyileşenkarakter #geçmişleysüzleşme #annekızöyküsü #içses #suskunluk #okumagünlüğü #alıntıdefterim #edebiyatsohbeti #romanönerisi #modernTürkEdebiyatı
Alıntı