Sesler, renkler, kuşlar, ağaçlar ve sen. De ki dünya; " bu kadarım fazlasını arama" Rüzgarda salınan ağaçtan daha güzel manzara, senden başka mutluluk aramadım. Şu küçücük dünyamda büyük sevinçlerim oldu. Bakınca gökyüzüne gönül huzurla doldu ve içimden kelimeler taştı;" Hayat farkedince ne de güzel."
Duyular hafızayı canlandırır, bazen muazzam bir acı verirken bazen de tarifi olmayan bir mutluluk verir…
Reklam
Belki de mutluluk şudur: Başka bir yerde olmanız, başka bir şey yapmanız, başka biri olmanız gerekirdi duygusuna kapılmamak.
tek başına mutlu olabilen birinin hayatına girmek ne kadar zor bi bilseniz var ya hic uğraşmazsınız hic...
Herkes mutluysa mutsuzlar kim? Sahte gülücüklerin, sahte karelerin arkasındaki somurtanlar kim? Evet, ben mutsuzdum. Bu mutsuzluğu gizlemek, sırtımdaki çuvalın ağırlığıyla dizlerimin bağını çözüyor. Kamburlaşıyorum zaman zaman kendimi kandırıyorum. O gün mutluluk oyunları oynuyorum. Sonra yine oynadığım oyunun sahteliğinde boğuluyorum. Bugün oyunumun rolünü yapamadığım günlerden birindeyim. Tam 16 saat uyudum. Acıkmadım ve hâlâ çok yorgunum. Pencereleri bile açmıyorum. Dünyada tek istediğim ölüm. O da ben istedikçe bana uzaklaşıyor. Tıpkı aşk misali... Birini çok seversiniz, çok istersiniz; cesaret edemediğiniz için kaybedip uzaklaştığını seyredersiniz. Ben de cesaret edemiyorum. Ölümü çok seviyorum ama ona da kavuşamıyorum. Başkalarının elleri ya da dünyevi felaketler neden olsun istiyorum. Ruhum onu da kaybetmiş gibi ona bile inanmıyor. İçim acıyor, neden acıyor, onu da bilmiyorum; demin ağladım. Her defasında "Evet, bu defa yapacaksın, kavuşmak istediğini kendi ellerinle yapacaksın" diyorum. O an korktuğum şey bedenimden olmak değil; bunu kendi ellerimle becerememenin acizliğini, cesaretsizliğini hissetmek. İnsanların yüzsüz, alaycı bakışlarına maruz kalmak. Birçok insanın benim yerimde olmak isterken, senin ise olduğun yerden nefret etmen iğrenmen. Bunu başkalarından beklerken ansızın cesaret edip kavuşacağım günün ne zaman olduğunu kestirememek. En acısı da bu sadece seyretmek. Gülcan şık
1000Kitap
Ahirete imanı zayıf olan birinin gözünde dünya hayatı kritik bir önem kazanır. Yaşamın kısalığını da hesaba katan böyle bir kişi, kalan dar vakitte sıkıntılardan uzak kalmayı ve mutluluğa erişmeyi bir mecburiyet gibi görür. Onda “Zaten ötesinin varlığı şüpheli. Bari bu dünyayı rahat geçirelim.” düşüncesi hâkim olur. Dünya yaşamını buradan hiç ayrılmayacağı bir varlık sahnesi gibi görür ve buradaki sıkıntıları çekmeye kolay kolay tahammül gösteremez. Olasılık dâhilindeki mutlulukların –bir şekilde– hepsine ulaşmayı hedefleyerek hırsa düşer. Hâlbuki bu mutluluk hırsı, onun bedbahtlığına başka renkte bir mutsuzluk motifi daha eklemiş olacaktır. Ahiret inancı zayıf olan bir kişi, canını sıkan herkesle hesaplaşmak zorunda olduğunu düşünür. İntikam almayı –kendince– bir adalet mekanizması olarak benimser. Birileri onu incittiyse o da onları incitmeye azmeder. Kendisine yapılan kötülüklerin kimsenin yanına kâr kalmasına razı olmaz. İnsanlardan gelen sıkıntıları en kısa zamanda karşılığı verilmesi gereken, hatta iki, üç katıyla mukabele edilmesi lazım gelen taarruzlar cümlesinden addeder. Bu yaklaşım onun güzelim hayatını amansız bir savaş alanına çevirir. #duayıyenidenkeşfetmek #mecitömüröztürk #hayykitap #bugünneokuyorum #okumakulübü #kitap #okuma #dua #teselli #dervişintesellikoleksiyonu #duygularıntesellisi
Reklam
Reklam