Engeller, şüpheler, hayal kırıklıkları var; var ya işte bunlar bizim zaten daha önce bildiğimizden başka bir anlam taşımıyor; yani hiç bir şey armağan olarak verilmiyor da; tersine küçük de olsa her şey savaşarak ele geçirmen gerekiyor; işte sana yıkık yenik değil de mağrur olmak için bir neden daha. Sonra sen herhalde bizim için de savaşıyorsun? Bu sana hiç bir şey söylemiyor mu? Bu sana taze güç vermiyor mu? Ayrıca böyle bir kardeşin olduğundan benim mutluluk duymuşum, adeta kurumlanışım sana nirngüven vermiyor mu? Vallahi senin şatoda elde ettiğin başarı değil, benim sendeki emeklerimin sonucu hayal kırıklığına uğratıyor beni. Şatoya girebiliyor, kalemlerle sürekli boy gösterebiliyorsun, bütün günleri Klamm’ la aynı salonda geçirdiğin oluyor, haberciliğe resmen kabul edilmiş birisin, bir resmi giysi isteğinde bulunabilirsin, önemli mektupları, götürürsün yerlerine; işte böyle bir kimsenin bütün bunları yapabilirsin. Ama sen aşağı geliyorsun mutluluktan ağlayarak birbirimize kucaklayacak yerde, beni görür görmez sanki bütün cesaretin uçup gidiyor, üzerinden; her şeye karşı bir umutsuzluğa kapılıyorsun, sadece ayakkabı kalıplamak işi seni çekiyor kendine; mektubu, geleceğimizin bu garantisini olduğu gibi bırakıyorsun.
Franz KAFKA
ŞATO
Cem Yayınevi
S: 219