“İyi hissetme” peşinde koşulan bir yaşam uzun vadede gerçek anlamıyla tatmin edici değildir. Nitekim araştırmalar; hoş duyguların peşinden ne kadar koşarsak ve bizi rahatsız eden duygulardan ne kadar kaçınırsak, depresyon ve anksiyete deneyimleme ihtimalimizin bir o kadar arttığını göstermektedir.
Alıntı
Hayat zordur. Yeteri kadar uzun yaşarsak, hepimiz birçok farklı şekilde acı, stres ve ızdırabı deneyimleriz. Sorun şu ki pek çoğumuz bu gerçeklikle nasıl etkin bir şekilde başa çıkacağımızı bilmiyoruz. Mutluluğu bulmak için çok çaba harcarız ama çoğu zaman başarısız oluruz; başarılı olduğumuzda bile mutluluğumuz kısa ömürlü olur ve bu durum bizi tatmin olmamış ve daha fazlasını ister bir halde bırakır.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anksiyetede gelecekle ilgili hikayelerin kancasına takılma eğilimi sergileriz; çok kötü gidebilecek olaylar ve bunlarla ne kadar kötü başa çıkacağımızla ilgili hikayeler. Depresyonda geçmişle ilgili hikayelerin kancasına takılma eğilimi sergileriz; ters gitmiş olan olaylar ve bizi ne kadar köyü etkiledikleriyle ilgili hikayeler.
Düşüncelerimize ve duygularımıza ne kadar gömülürsek, etrafımızdaki dünyada olup bitenlerden o kadar koparız.
Ne yazık ki insanların çoğu kendileri hariç herkesin mutlu olduğuna inanarak yaşamlarını sürdürüyor ve bu inanç insanları daha fazla mutsuz ediyor.
Geçmişte olanları değiştiremeyiz ancak geçmis olayların bugün kim olduğumuzu belirlemesine izin vermek zorunda değiliz.