Tut ki baştan yarattım incitildiğimde; uçuramadığım o kırmızı balonu mu, tut ki birer birer elimi bırakanların yüzlerini mıh gibi tutmadım aklımda, ben yine eski ben olacak mıyım? İmkanı yok, birini öldürünce yaşatamazsın. Benim canımın çıkışı sevdiklerimin o kandırıkçı varlıklarından geldi. Mevsimlerimin başlangıcı gelmeyecek belki, sayamadıkça yağmurun çiselemesini. Bana bir mutluluk hikayesi anlat, içinde sen olmasın. (Acemi sevdalarda ustaca kullandığı bir yalan, haysiyetsiz sevilen biri vardır.)
1000Kitap
Perdeli
Mutluluk mu, diyordu kadın, Mutluluk: açan tütün körelten tütün.🚬
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şüpheler İçinden Geçen Yol
Engeller, şüpheler, hayal kırıklıkları var; var ya işte bunlar bizim zaten daha önce bildiğimizden başka bir anlam taşımıyor; yani hiç bir şey armağan olarak verilmiyor da; tersine küçük de olsa her şey savaşarak ele geçirmen gerekiyor; işte sana yıkık yenik değil de mağrur olmak için bir neden daha. Sonra sen herhalde bizim için de savaşıyorsun? Bu sana hiç bir şey söylemiyor mu? Bu sana taze güç vermiyor mu? Ayrıca böyle bir kardeşin olduğundan benim mutluluk duymuşum, adeta kurumlanışım sana nirngüven vermiyor mu? Vallahi senin şatoda elde ettiğin başarı değil, benim sendeki emeklerimin sonucu hayal kırıklığına uğratıyor beni. Şatoya girebiliyor, kalemlerle sürekli boy gösterebiliyorsun, bütün günleri Klamm’ la aynı salonda geçirdiğin oluyor, haberciliğe resmen kabul edilmiş birisin, bir resmi giysi isteğinde bulunabilirsin, önemli mektupları, götürürsün yerlerine; işte böyle bir kimsenin bütün bunları yapabilirsin. Ama sen aşağı geliyorsun mutluluktan ağlayarak birbirimize kucaklayacak yerde, beni görür görmez sanki bütün cesaretin uçup gidiyor, üzerinden; her şeye karşı bir umutsuzluğa kapılıyorsun, sadece ayakkabı kalıplamak işi seni çekiyor kendine; mektubu, geleceğimizin bu garantisini olduğu gibi bırakıyorsun. Franz KAFKA ŞATO Cem Yayınevi S: 219
Mutluluk mu başarı getirir başarı mı mutluluk getirir?!
Çok mu ciddiye alıyoruz bu hayatı, kara kara düşünmek mi, gülüp geçmek mi. Her olasılığa kafa yormaktan beynim yandı
Geçmişten Geleceğe
Geçmiş çok mu önemli? Geleceğimizi oluşturacak kadar önemli mi mesela? Neden geçmişi terk etmek, öylesine bırakıp gitmek ya da kabullenmek bu kadar zor? Bir şeyler olup bitiyor; belki isteğimizle, belki de olması gerektiği için. Ama kaçını kabulleniyoruz? Kaçına "Tamam, bu da böyle oldu, yapacak bir şey yok." diyoruz? Ya da böylesi bizim için daha iyi diyerek kabullenmiş gibi mi yapıyoruz? Ama belki de ona zorla dayatılan şeylerle savaşmak isteyenler vardır. Kabullenmesi gerektiği şeyleri kabul etmeyerek kendi kabullerini oluşturan insanlar... Onlar ne yapıyor? Herhâlde sokağa çıkıp bağırmıyorlardır. Acaba içlerinde bir yerde olan geçmişleriyle mi barışıyorlar? Bence önce kendileriyle barışıyorlar. Önce kendilerini kabul edip, sonra kendilerini tanımaya başlıyorlar. Çünkü bir insan kendini tanırsa ve kendini taşıyabilirse ne başkalarının kabullerine ne de zorla dayatılan kabullere ihtiyaç duyar. O, kendini kabul ettikten sonra gerisi önemli mi? Rüzgârı da arkasına alır; sonra kim onu durdurabilir ki? Geriye geçmişle yüzleşmek kalır. Onunla barışmak, belki de onu anlamaktır. Ama anlamak yolun yarısıdır. Diğer yarısı da sarılmaktır. Sıkı bir sarılma... Geçmişe gidin, onu anlayın, onu dinleyin. Gerekirse soru sorun, diretin; ama işin sonunda onu anlayın. Sonra da sıkıca sarılın ve yolu tamamlayın. Geçmişle barışmak, bize bol huzurlu ve barış dolu bir gelecek inşa eder. O evi dekore etmek de bize kalır. Belki böyle söyleyince yorucu gelmiş olabilir ama bence değer. Hafiflemiş, her şeyden arınmış bir barışa değer. Barış olduktan sonra da kalan her şey çözülmüş olmaz mı? Tüm zorunluluklar, zorla dayatılan kabuller su olup denizin dalgalarına karışmaz mı? Karışır. Karışır, sonra da akıp gider. -Şevin Petekkaya
Hayata Dair