Yabancı Yayınları ile biz okuyuculara ulaşan #kocamınkarısı #alicefeeney tarafından kaleme alınıyor. Ne yaptığını biliyorum, taş kağıt makas eserleriyle sevdiğim kalem bu eseriyle de ağızda ayrı tat bıraktı. Eserde birçok anlatıcı diliyle olaylara şahit olurken ters köşelerde vay be yok ya hadi canımlar ağızdan dökülüyor. Zengin kocasıyla güzel bir evde minik kasabada ikamet eden bir kadın yürüyüşten döndüğünde anahtarının kapılarını açmadığını ve dahası kapıyı çaldığında kendisinin kopyası bir kadının kapıyı açtığını görür. Kocası o kadına karım diyerek gerçek karısının hafızasını zorlar. Sonrası kendini ispatlamaya çalışması, polisin devreye girmesi ve olaylarla bağlantısı, dedektif kişinin geçmiş ve gelecekle sürpriz ilişkili çıkması...Hangisini spoi vermeden anlatayım bilmiyorum ama her karakter başlı başına sır arkadaş. Çözülmeyi bekleyen kocamın karısı hakkını alacak mı? Bu kişi gerçekte kim? Her şey kurgu mu yoksa kadın akıl hastası mı?
Keyifli bir eserdi, tavsiye ederim.
Verilmek istenen mesaj:
"1.Ölüm tarihini bilmemek en büyük rahatlık, yaşarken ânı doyasıya sevdiklerinle dolu dolu yaşayabilmeli.
2.Gözü kapalı kimseyi yeterince güvenmeden evine sokma özellikle karşı cinsi."
~
"Hiçbir mutluluk ebediyen sürmezdi. Hiçbir keder de ebediyen sürmezdi ve zaman boşa harcanmayacak kadar değerliydi."
~
"Her bir dakika süratle "geçmiş" olurken bir insan nasıl ânı yaşardı?
"Şimdi" dediğimiz şey, gelecekteki geçmişin ta kendisiydi."
~
"Hepimizin görünmez yaralarla inşa edildiğine inanıyordum; kalp kırıklıkları, utançlar, pişmanlıklar ve hüsranlar üst üste dizilerek bizi daha güçlü ve sağlam hale getirirlerdi."
Reklam değil.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026166 okunma
İnsanlık ilerledi ama insanlar gerçekten daha mutlu oldu mu?
İnsanlık inanılmaz ilerlemiş ama kendine yeni dertler de üretmiş.
Dünyada birçok şey sandığımız kadar doğal değilmiş.
Çok büyük heyecanla başladığım bir kitaptı, kapağına ayrı bayılıyorum zaten o ayrı. Hiç beklediğim gibi olmadı diyebilirim. Beni şaşırttığı bazı yerleri oldu. Özellikle ilk bölümlerde Jane'e üzülmemek elde değildi ama cidden kapağında yazıldığı gibi yıllar sonra gelen mutluluk ama geç gelen mutluluk diye eklemeliydiler. Nedense bu dönemlerde yazılan kitaplarda bir hristiyan olmanın yüceliği üzerine oluyor hep ama hep mi böyle olur? Hiç mi şaşmaz. Ayrıca bu kitaplardaki evlilik aşkını anlamıyorum, belki o zamanlar için normal gelebilir ama şimdi okurken, sadece evlilik değil, daha on sekizinde olan bu kızın kendisinden 20 yaş büyük olan bir adama olan bu aşkı nedir? Emin miyiz bunun başka bir şey olmadığına! Bir de her şeyi bu çok yakışıklı, hu çirkin, bu güzel diye kategoride sokma aşkı da var. Bu çirkin çünkü kötü, bu güzel çünkü iyi. Yani insanı meraklandırıyor ama bu detaylar beni çok rahatsız etti. Keşke hiçbiri ile evlenmeyip ayakları üzerinde duran biri olsaydı. At. John salağı da tam bir salaktı. Jane sürekli o öyle yüce ve harika diyorud ama alakası yoktu,kendini beğenmişin tekiydi. Bir de Martı yayınlarının bu çevirisinde içinde Fransızca yazılan kısımların Türkçe hali de eklenebilirdi mesela. Bu kadar zor bir şey değil bence. Neyse çok şükür bitti. Ama okunur mu okunur? Denk gelirseniz bir şans verin!
Jane EyreCharlotte Brontë · Martı Yayınları · 201342,3bin okunma
Selamlar,
Bugün sizlerle çok beğenerek okuduğum "Frankenstein" adlı kitap hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Kitap; Victor adında aileden zengin bir doktorun, ölümü Tanrının eksikliği olarak düşünmesi ve kendini tanrıdan üstün görüp ölümsüz bir canavar yaratmasını konu alıyor. Öncelikle Victor'un çocukluğundan bahsetmek isterim. Kendisi zamanının en başarılı doktorlarından birinin oğludur. Babası son derece katı ve kuralcıdır öyle ki ilk oğlu Victor'a doktor olmaktan başka bir çare bırakmamıştır. Victor'a küçük yaşlardan itibaren insan vücuduyla ilgili her şeyi öğretmiş ve ezberletmiştir.
Babasının aksine, Victor'un annesi oğluna çok kıymet veren, onunla güzel vakit geçiren oldukça ilgili bir annedir.Fakat ikinci oğlunun doğumu esnasında hayatını kaybeder ve bu ani ölüm Victor'u çok etkiler. Bu olay onun için bir dönüm noktasıdır. Victor annesini kurtaramadığı için babasına meydan okur ve ölümsüzlüğü bulacağına dair yemin eder.
Türlü araştırmalar, yardımlar ve hatta karşı çıkmalar sonucunda , Victor bir varlık yaratmayı başarır. Bu varlık başlarda Victor için en büyük mutluluk kaynağıdır keza Victor tanrıdan üstün olduğunu kanıtlamıştır bu varlıkla. Yoktan bir canavar yaratıp ona can vermek...
Fakat sonrasında Victor ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varacaktır. Başlarda adeta yeni doğmuş bir bebek gibi Victor'a muhtaç olan yaratık, zamanla gücünün farkına varır ve tıpkı bir insan gibi yaşamak ister. Victor'dan kendisine bir eş yaratmasını ister fakat Victor, artık üzerindeki kontrolünü kaybettiği yaratıktan bir tane daha yaratmayı reddeder ve böylece Yaratık ve Victor arasındaki savaş başlar...
***
Kitapla ilgili yorumlarım: Bence kitap 1800'lü yıllarda yayımlanmış olmasına rağmen günümüz dünyasına ayna tutan bir kitap. Ne yazık ki insanoğlu
Mutluluk gerçekten nerede saklı?
"Bir espriye birkaç defa gülmüyoruz da aynı acıya neden tekrar tekrar üzülüyoruz?"
Mecit Ömür Öztürk'ün kaleminden çıkan Mutluluğun İnşası kitabını okurken bu soru uzun süre zihnimde kaldı.
Çocukluğumuzu düşündüm... Soyutla somutun ayrımını bilmediğimiz o yıllarda ne kadar da mutluyduk. Annemizin yaptığı bir tabak makarna, babamızın getirdiği bir çikolata, kardeşlerimizle geçirilen birkaç dakikalık oyun... Mutluluk aslında ne kadar da yakınımızdaymış.
Büyüdükçe mutluluğu uzaklarda aramaya başladık. Daha çok şeye sahip olursak mutlu olacağımızı düşündük. Oysa bu kitap bana, mutluluğun dışarıda değil; bakış açımızda, düşüncelerimizde ve yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlarda saklı olduğunu yeniden hatırlattı.
Yazar, mutluluğu ulaşılması zor bir hedef olarak değil; emekle, sabırla ve farkındalıkla inşa edilen bir süreç olarak anlatıyor. Ayetler, hadisler, kıssalar ve birbirinden kıymetli alıntılarla desteklenen eser; insanın önce kendi iç dünyasına dönmesi gerektiğini söylüyor.
Altını çizdiğim, notlar aldığım çok sayıda sayfa oldu. Özellikle şu cümle uzun süre benimle kalacak:
"Şükür, kendiliğinden ortaya çıkmayan, irade ile sürdürülebilecek bir davranıştır."
Belki de mutluluk; elimizde olmayanların peşinde koşmaktan çok, elimizde olanların kıymetini fark etmekte gizlidir.
Küçük anların değerini bildiğimiz, içimizdeki çocuk kadar saf sevinçler yaşayabildiğimiz günler dilerim.
Sizce mutluluk bir varış noktası mı, yoksa her gün yeniden inşa edilen bir yolculuk mu?
#Mutluluğunİnşası #MecitÖmürÖztürk #GönülHeybemden
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026190 okunma
Bazı kitaplar var ki kapağında okumadan
ölmeyin uyarısı bulunmalı
" Ee anlatın bakalım, toplumun temellerinin altını oydunuz mu? Suçluları aklayıp,suçsuzları mahkum ettiniz mi? (S:129)
Bu soruyu sorarak dönemin Rus adalet sisteminin ağır bir eleştirisini yapiyor.
15 , 16 yaşlarındaki çocuk diyebileceğimiz insanların idam edilmesi,kadınların, suçsuzların, yaşlıların,acizlerin acımasızca iskenceye maruz kalmasını en ince ayrıntısına kadar betimliyor Tolstoy
"Ancak zenginlikleriyle yani yağmacılıklarıyla övünen zenginler, zaferleriyle yani işledikleri cinayetlerle övünen komutanlar , güçleriyle yani zorbalıklarıyla övünen hükümdarlar için de aynı şey geçerli değil midir?
(S:217) ile demokrasiye ve içinde yaşadığımız topluma ağır bir eleştirisini okuyoruz.
«Dünyadaki her şey neden bu kadar kötü,
insanlar neden durmadan birbirine acı çektiriyor (S:188)
İncil’de geçen herkes günahkar doğar ibaresinin bu soruya
cevap olacağını düşünüyorum . Hepimiz
aslinda kötüyüz iyiliği tercih etmek de bizim elimizde..
‘’insanlar kendilerine değil başkalarına inandıkları için çeşit çeşit din var " (S:601) Burada da binlerce dinin aslında insanları kandırmak için yapıldığının açıklamasını yapar Tolstoy.
"Kendi kendinin efendisi olursan efendilere
gerek kalmaz’’ S:628) diyerek de öncelikle kendimize inanmamız gerektiğini vurgular Tolstoy.
Eline emeğine sağlık. Okurken büyük bir keyifle okuduğum bir kitaptı Diriliş
İçinde saf iyilik barındıran Nehlüdov’un
çevre nedeniyle kötülüğü özenmesinin nedeni ile masum bir genç kızın hayatını kararttığını öğrenmesi ve bunun da üzerine yaşadığı pişmanlığı anlatır Diriliş . Öyle güzel betimlemeler ile anlatmıştır ki Tolstoy halkın o zamanlar yoksulluğunu , yüksek zümrenin adaletsizliğini , hapishane hayatının bütün
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma