Şükrü Erbaş sözleri ve alıntıları
Büyük kentlerin varoşlarında çırpınan Üç milyon yurtsuza evimi açacağım. Nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa Bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye. Fesleğenden başka bir çiçek Koymayacağım penceremin önüne.
Gençliğimi anımsamak için. Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, Sonumu görmeye çalışacağım.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim. Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim. Yeni bir yanlışlık yapmamak için
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı. Ben bulutları gösterirken,
Ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme Yalnızca gölge vermesi ağaçların İyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, Duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, ne güz
Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?
İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim.
Beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sü- rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki?