7/10
·312 syf.·
2026 100. kitabı
7.5 /10 Rinaverse evreninde en merak ettiğim çiftlerden birinin hikayesine sonunda başladım. Açıkçası beklentim daha yüksek olduğu için bu kitap biraz ortalama kaldı benim için. Rina genelde kırılma anlarını beklenmedik yerlerde kesin şekilde veriyor o yüzden Kyle ve Rai için tam kırılma nerde yaşanacak merak ediyorum. Smut kısmı beklediğimden fazlaydı ama rahatsız edici değildi. Sonuçta kurguda ikisini birbirine yaklaştıracak bir olay olmayınca Kyle’n Rai’ye uyguladığı tarifeye kaldık. Seri ülkemizde çok saçma başladığı için önce okumamız gereken bu kitapları Yalan Serisi ve Canavar üçlemesinden sonra okumak pek çok yerde büyüyü bozuyor ama çok fazla spoiler yemeden okumak yine de mutluluk verici. Final kısmı fena bitti direkt ikinci kitapla devam etmem şart..
1000Kitap
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026185 okunma
8/10
·464 syf.·
2026 64. kitabı
Bu yazar sadece acılardan besleniyor. Yani kitap komple acıydı. Mutluluk nerde??? Kimse ama mutlu olduk demesin. Fox yada gerçek adıyla Roan ne acılar yaşadın be adam. Yani nasıl yaşadın ayakta kaldın ve “normal” olmak için bu arzu istek :( Gerçekten onun bakış açısıyla okuduğum her kısımda kalbim kırıldı. Hazel’i gördüğü anda onun farklı olduğunu hissetmesi, ona tutunması… Sonrasında Clara ile olanlar gerçekten çok kalp kırıcıydı. Yani kitabın %90’nın kalpler hep kırık, yürekler ağızda. Hazel’in yaşadıkları? Çocukluğundan itibaren kendi başının çaresine bakmak zorunda kalması, sonrasında çocuğu ve o yaşananlar. Anne olarak olabilecek en büyük acı.. Ve kitabın öyle bir anında vuruyor ki bazı şeyler ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Beklenmedik anlarda vuruyor acılar. Roan’ın asla vazgeçmemesi, Hazel’in karmaşası ve buna rağmen tutunma çabaları. Her şey kalp kıracak kadar duygusal ve hüzünlüydü. Yani sadece acı çekmek için okuduğum bir kitap.
Edebiyat
DestroyedPepper Winters · CreateSpace Independent Publishing · 20146 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "SERAP" //ALINTILAR #Bir kadının normal görünme çabası bazen en büyük yalandır... #Susmak da bir tür intihar... #İnsan, yaşar, bekler, susar;gün gelir neyi beklediğini unutur. Mutluluk kalıcı değildi;anların içine gizlenmiş, dokunulunca dağılan bir hayaldi. Belki de asıl kalıcı olan, yalnızlıktı... #Biz, gurbetin insanlarıyız.;mesafelerin terbiye ettiği insanlar... #Hiçbir kayıp, insanın saadetinden kıymetli değildi... #Sevildiğini sandığı anlarda bile, görünmezliğin sızısı vardı... #Bszı duygular, tercümeye ihtiyaç duymaz... #Bazen insan gitmekten değil, kalmaktan korkar... #Aşkı düşlemek, yaşamaktan daha haz vericiydi... #Bazı şehirler haritada değil, insanın içinde yaşar... #Bazı aşklar hiç yaşanmasa da bitmezdi. Bazı şehirler ise iki insanın kalbinin kıvrımlarında yaşamayı sürdürürdü... #Ne kadar çok sevilirsen o kadar tehlikedesin... #İnsan bazen bağırarak değil, sesini kısarak incitirdi... #İnsan en çok suskunlukta bağırır içinden. Ve en çok o zaman duyulmaz olur... #Sevilmek onun için bir kanıt değil, bir mühürdü. Ve mühürler, tek başına hiçbir şeyi değiştirmezdi... #Aşk bazen, yabancı bir şehirde sokak lambasının altına düşen bir gölgedir.Ne senindir o gölge ne de ardında bıraktığının... #Yokluğunda boğuluyorum. Suskunluğun canımı acıtıyor... #İnsan, kendisinden vazgeçip kimseyi kurtaramıyor... #Görülmeden yaşamak da bir tür alışkanlıktı... #Zincir sadece ayağa dolanmazdı. Zamanla insanın diline de dolanır, konuşmak cesaret isterdi... #En çok sevdiğimiz, en çok canımızı yakandır.Çünkü kalbin kapısını en derine kadar açtığımız, bizi en kolay hançerleyendir... #Aynı duvara çarpa çarpa dönülen, çıkışı olmayan bir sokaktaydı... #Bir kadın, sevgiyle cezayı ayırt edemeyecek kadar örselenmişse, orada şefkat geri çekilir. Yerini keder alır... #Aşk,
SerapSuat Koroğlu · Feniks Kitap · 202626 okunma
Zaman İsrafı..
3/10
·319 syf.··
2026 2. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 12:21
Spolier içerir !! Okumaya uzun süre ara vermeme sebep olan, beni okumaktan soğutan bir kitap oldu. Küçükken öğretmenimiz her hafta bir kitap verir sonraki hafta değiştirirdi. Ben de o zamanlarda yarım kalan bu kitap zihnimde bu yarım şekliyle kaldığı için hep bir gün okumak istemiştim. Ne yazık ki kitap kötü de çıksa yarım bırakamıyorum, bıraktığım da yıllarca peşimi bırakmıyor :( Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak: Yazarın betimlemelerini aşırı buldum. Konuya girebilmek için üç dört sayfa betimleme okuyorsunuz ve konu içinde de sürekli detaylı betimlemeler okuyorsunuz. Bu durum ise bir süre sonra sizi konudan koparıp soğutuyor. İlk defa bir kitapta bu yüzden sayfa atladım. Betimleme yapabilmek bir yetenektir ama asıl yetenek bunun tadını ve dozunu ayarlayabilmektedir. Burada aşırılık vardı ve tat kaçırıyordu. Söz gelimi baş karakter Emma'nın katıldığı bir balo salonunda duvardaki tablolarda yer alan kişilerin sırasıyla tek tek tasviri mi dersiniz ya da gidilen bir düğündeki dört katlı düğün pastasının her katının ayrı ayrı tasviri mi, hepsi beni okurken yordu. Bunun dışında kitabı okudukça böyle bir kitabın zamanında okul kütüphanesinde ne işi olduğunu da sorgulamaya başladım. Baş karakter Emma genç yaşında, bir doktor olan ve ilk eşi ölmüş Charles ile evlenir. Emma; evlilik, aşk, sanat vb bir sürü konuda hayalleri olan bir kızdır. Evliliğin vaadettiği heyecanlara kapılarak kendi isteğiyle ve mutlu bir şekilde yapar bu evliliği. Fakat zamanla hevesini alır ve evliliğin hayalini kurduğu kadar güzel veya heyecanlı bir şey olmadığını fark eder. Evliliğinden de eşinden de soğumaya başlar. Bir gün eşinin davet edilmesi üzerine birlikte katıldıkları bir baloda lüks ve şatafatın en doruk noktalarına şahit olur. Burada gördüğü lüksü ve bu hayatı sürekli
Edebiyat
Madam BovaryGustave Flaubert · Alkım Yayınları · 200640,9bin okunma
Meet me at Midnight
Puan vermedi·296 syf.··
2025 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 00:00
Kendi hayatımı çok fazla düşündüğüm bir dönemde okuma fırsatım oldu. Şimdiden söyleyeyim oldukça kişisel bir yazı olacak. Bütün pişmanlıklarımı düşünüyordum; üniversite sınavında yeterince ders çalışmadığım için istediğim okulu kazanamamı, biraz daha dirayet gösteremediğim için yüksek lisansı yarıda bıraktığımı, sevdiğim mesleği yapamadığım için birkaç iş değiştirip sürekli düşük ücretlerle başlayıp kendi kendime yetemeyişimi, beni seven insanlara şans tanımayıp "sparkle" kovalayıp yanlış insanlarla kurduğum yanlış ilişkileri, "öyle olmasaydı, şöyle olsaydı, tam olarak nerde ne yaşansaydı ya da yaşanmasaydı kendimi bu durumda bulmazdım" diye içimi yiyen düşünceleri, uyuyamadığım bütün o geceleri, kısacası olan ya da olmayan bütün dönüm noktalarına karşı duyduğum pişmanlıkları... Ve çok uzun zamandır bunları düşünüyordum. Pişmanlık öyle bir his ki üzerinize serilen eski, ağır, soğuk bir battaniye; hareket etmenizi zorlaştıran, sizi huzursuz ve rahatsız hissettiren. O battaniyenin altındayken sade o battaniyenin altında olmadığınızda yapacakları düşünürsünüz ama o battaniyeyi de üzerinizden atamazsınız. Nora böyle bir akşamda o ağır battaniyenin altından çıkamayacağını düşününce hayatına son vermeye karar veriyor. Ve bütün o dönüm noktalarında farklı kararlar verdiği hayatları yaşıyor; istediğim üniversiteyi kazansaydım ne olurdu? Yüksek lisansa devam edip akademide kalsaydım ne olurdu? Sevdiğim işi yaptığım için iş değiştirmek zorunda kalmasaydım ne kadar para kazanırdım, kendi kendimi geçindirebilir miydim? Beni seven o insanı bırakmasaydım şu an kendime mutlu bir yuva kurabilir miydim? Peki tüm bunlar beni şu an içimde bulunduğum durumdan daha mutlu eder miydi? Kitabı okurken yer yer gözlerim doldu, bitirirken ise bir süre ağladım. Nora'nın hayatı ve yaşadıklarını
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 19:08
“Zıtlar birbirine aşık olsa da aşk ortaklık ister.” Kimler Sever: Geçmişe özlem duyanlar, Nerde eski günler diyenler, Sıdıka’yı sevenler Kimler Sevmez: Teknoloji bağımlıları, Sosyal medyadan önce bir hayat yoktu diyenler, Kapıların arasına kilim atıp komşularla dedikodu yapmanın tadını bilmeyenler 90’lar İstanbul’unda küçük bir mahalle. ‘Hükümet gibi kadın’ olan annesi Asiye birlikte yaşayan ve bir tuhafiye işleten genç bir kadın: Mihrap. Bakkallar, tuhafiyeler, her sabah aynı seslerle açılan kepenkler, kapı önü sohbetleri, dedektiflik, Uğur Dündar, Adnan Gürses… Dalyan… Mihrap aşık olmak istiyor ve oluyor da .Ama aşkı istemek mi mutluluk yoksa onu doyasıya tatmak mı? Kitap boyunca umutlarını, hayal kırıklıklarını, iç dünyasını Mihrap’ın ağzından dinliyoruz. Bu kitap yalnızca bir aşk hikayesi anlatmıyor, bir dönemin ruhunu gözler önüne seriyor. 90’ların İstanbul’u bir dekor değil başlı başına bir karakter. O yılların sokak kültürü, insan ilişkilerinin doğallığı, bugünün hızına yenik düşmüş samimiyetleri yeniden hatırlatıyor. 90’ların sonunu yaşayabilmiş insanların ve o günleri özleyenlerin anlayacağı bir samimiyetle yazılmış akıcı, esprili bir dili var. Sinem Sal’ın okuduğum ikinci eseri. İlki “Behice’nin Yarım Kalan İşleri” idi ve o da çok güzeldi. Devam kitabı olan ‘Mihrap’ da şu an kargoda, geldiğinde okuyacağım
1000Kitap
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,863 okunma