İnsan sadece mutlu olduğu yerlere ve anlara sarılmaz, bazen de mutsuzluklarına, hayal kırıklıklarına, kırgın hissettiği hikâyelere sarılır, bırakmak istemez. Çünkü o karmaşa, hüzün ve yorgunluk o kadar çok yaşanır ki bir yerden sonra hayatın kendisi ile karıştırılır. Hayatı o sisten ibaret zannedersin ve gittiğin her yerde o sisi ararsın.
Bunun aslında pek de sağlıklı olmadığını fark etmen, anlaman biraz zahmetli ve şok edici bir süreçtir. Kendine, harcadığın zamana, geçen ömrüne kızarsın, hayıflanırsın. “Başka bir hayat mümkün müydü?” sorusu belirir zihninde ve üzgünlüğün katlanır. Başka bir hayat mümkündü, daha aydınlık günler, mutluluklar mümkündü ama bugünkü sen’e ulaşabilmen için o sisle yaşaman, mücadele etmen ve en nihayetinde savaşını bitirip eve dönmen gerekliydi. Yaralarına bir bak, kalp kırıklıklarına, ağlayıp bir gecede büyüdüğün günlere, “bir daha yapmam” dediklerine, öğrendiklerine. Seni inşa eden bunlardı, sana güç katan, ayaklarını yere sağlam bastıran, yolunu kaybettiren ve en sonunda da bulduran bu yaşanmışlıklardı. Şimdi değil ama bir gün tüm bu olanlar için: “İyi ki” diyeceksin. İyi ki…
Gökhan Ergür