Hayatın küçük anlarında saklı duyguları ve farkındalıkları kelimelere döker. Onun için yazmak, bazen bir düşünceyi paylaşmak bazen de bir kalbe sessizce dokunmaktır.
İnsanın tamamen aydınlıktan oluşması mümkün değildir.
Ne kadar güçlü, bilinçli ya da farkındalığı yüksek olursa olsun, herkesin içinde bastırdığı, sakladığı ya da yüzleşmekte zorlandığı bir karanlık taraf vardır mesele o karanlığın varlığı değil; onunla nasıl ilişki kurduğundur. Çünkü bastırılan her duygu, yok olmaz… sadece biçim değiştirir. A.ka
Net anlaşılmak gibi yüksek bir beklentim yok!
Çünkü herkes aynı derinlikten bakmaz hayata.
Bazıları yalnızca duyduğu kelimeyi algılar, bazıları ise kelimenin taşıdığı ruhu da hisseder.
Mesele kendini herkese anlatabilmek değil;
aklıyla birlikte kalbini de çalıştırabilen insanlara denk gelebilmektir.
Çünkü gerçek anlayış, sadece zekâyla değil;
ruh tahlili yapabilen bir incelikle mümkündür.
İnsan bazen cümleyle değil, sezgiyle anlaşılır.
Yüzeyde kalanlar yalnızca sesi duyar;
derinliği olanlar ise sessizliğin ne söylediğini de fark eder.✨🤝 (A.ka)
Bu yüzden herkesin anlamasını beklemek yerine,
az ama sahici şekilde anlayabilen insanların varlığı yeterlidir.
Nitelikli bir anlayış, kalabalık bir onaydan daha değerlidir vesselam.
Sonra ne oldu?
Herkes, zihninde büyüttüğü ihtimallerle baş başa kaldı.
Çünkü insan bazen beklentilerini, gerçeğin önüne koyuyor.
Oysa fazlasıyla beklenti; kişiyi olasılıklara bağımlı hâle getirirken, kendi iç dünyasını da daraltabiliyor.
Beklentinin büyüdüğü yerde, insan çoğu zaman kendini ihmal ediyor.
Bu yüzden bir şeyleri istemek güzeldir; ama bütün hayatını tek bir ihtimale bağlayacak kadar değil.A.ka