Mutlu

Mutlu
@mutlunotlar
Instagram hesabım; instagram.com/mutlunotlar
146 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
8/10
·416 syf.··
2023 19. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 00:00
Okumayı uzun zamandır istediğim bir kitaptı "Lizbon'a Gece Treni". Sonunda bu isteğimi yerine getirip biraz uzunca diyebileceğim bir yolculuğa çıktım kendisiyle. Kitap şahane başladı, çok güzel ilerledi, derken sonlara doğru biraz durağanlaştıysa da okumuş olmaktan mutluluk duyduğum bir kitap oldu en nihayetinde. Gelelim konusuna... Antik diller profesörü Raimund Gregorius'un kendini bulma yolculuğuna ortak oluyoruz hikayemizde. Ders vereceği liseye gitmek için her gün kullandığı köprüden geçen Gregorius, köprüden aşağıya neredeyse atlayacakmış gibi gözüken bir kadınla karşılaşıyor. Bu karşılaşma esnasında kadının ona söylediği tek bir kelime oluyor ve bu kelimenin büyüsüne kapılarak kendini bir kitapçıda buluveriyor namıdiğer Mundus. Burada karşısına Portekizli bir yazarın, Doktor Prado'nun bir kitabı çıkıveriyor. Birkaç sayfa okuduktan sonra ani bir kararla Lizbon treninde buluveriyor kendisini. Lizbon... Tamamen yabancısı olduğu bu şehirde Prado'nun izini sürüyor Mundus. Prado, Salazar Rejimi'ne başkaldıran direnişçilerden birisi, bir doktor, ve belki de bir filozof... Kitabı Gregorius'u o kadar etkiliyor ki, Prado'nun hayatta kalan akrabalarından arkadaşlarına, ulaşabildiği herkesle görüşerek bu derin düşünceleri olan insanın belleğine bir yolculuğa çıkartıyor bizi. Bu yolculuk öylesine derin ki, hayata, insana, duygulara dair ne varsa düşünmeye sevk ediyor bizi. Gregorius'un da kendisini, hayatını ve hayatındakileri çokça sorgulamasına yol açıyor Prado'nun notları. En başta yazdığım gibi hikaye belirli bir ritim yakaladıktan sonra biraz durağanlaşıyor fakat yine de bir merak duygusu ile sonuna kadar okumanızı teşvik ediyor. Sanırım benim hatam, kitabın büyüsüne kapılıp kitabın tam ortalarında filmini izlemek oldu. Filmi de güzel olmasına güzeldi ama yaptığım bu
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,181 okunma
Reklam

Mutlu

, bir kitap okudu
8/10
·416 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 00:00
·
2023 19. kitabı
Pascal Mercier
8/10 · 2.181 okunma
9/10
·325 syf.··
2023 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2023 00:00
Son zamanlarda beni en çok etkileyen kitap oldu "Algernon'a Çiçekler". Okuduktan sonra bir süre etkisinden çıkamadım ve kendimi kitabın baş karakterinin yerine koyup neler hissetmiş olabileceğini anlamaya çalıştım. En nihayetinde onu anlamanın kolay ama aslında zor olduğunu anladım. Charlie Gordon... Düşük bir zeka seviyesine sahip, fırında çalışan ve arkadaşlarının onu sevdiğini düşünen iyi kalpli genç bir adam. Algernon... Bilim adamlarının üzerinde deney yaptıkları bir laboratuvar faresi... İşte bu ikisini bir araya getiren ortak nokta, Algernon üzerinde uygulanan deneyin bir insanın üzerinde uygulanacak olması. Fakat bu sıradan bir deney değil, insanın zeka seviyesini artıracak sıradışı ve sonuçları kestirilemeyen bir çalışma. Charlie daha zeki olmayı, zekice şeyler söylemeyi ve insanların konuştuklarını anlayıp sohbetlerine ortak olmayı o kadar istiyor ki, deneyi seve seve kabul ediyor. Kitap, Charlie'nin deneyin başından sonuna kadar defterine yazdığı ilerleme raporlarından oluşuyor. Onun zekasındaki ilerlemeyi bizler de adım adım, anbean bu notlardan öğreniyoruz böylece. Gelelim deneyin ilerleyen fazlarında Algernon'a neler olduğuna... Davranış bozuklukları ve kafa karışıklıkları sergilemeye başlıyor zavallı fare. Bu sırada Charlie ise bilim adamlarının teorilerini çürütmekle, zekasıyla çevresindekileri şaşırtmakla meşgul. Zekasındaki bu ilerleme, Charlie'ye geçmişte yaşadıklarını sorgulatmaya başlıyor. Özellikle annesi ile arasındaki ilişkiyi tekrar gözden geçiriyor ve onun şimdiki zeki Charlie'yi sevecek olması ihtimaline tutunuyor. Zeki olması her şeyin bir anda onun lehine dönmesi anlamına gelmiyor maalesef tam tersine kendisini büyük bir boşluğun içinde bulmasına sebep oluyor. Algernon'a olanlar Charlie'ye olacakların habercisi elbette... İlerleme
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
6/10
·144 syf.··
2023 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2023 00:00
Merhaba Japon Edebiyatı. Beni takip edenler farklı türde kitaplar okumayı ne kadar sevdiğimi bilirler. Her tarzı ufak ufak deneyimlediğimi düşünürken, Japon Klasikleri'ni hiç okumadığımı fark ettim. Geç olsun, güç olmasın diyerek başladım ben de bu yolculuğa. Osamu Dazai son zamanlarda en çok karşıma çıkan Japon yazarlardan bir tanesi oldu. Benim de okuma listemde olan "İnsanlığımı Yitirirken" adlı romanı bu mecrada o kadar çok gördüm ki, insanlığımı yitirmeden ben de okumalıyım dedim Zira okumadım çünkü öncesinde yazarın diliyle tanışmak, tarzını anlamak için kaleme aldığı başka bir eser olan "Pandora'nın Kutusu"nu okudum. Neyse ki amacıma ulaştım ve yazarın karamsarlığını buram buram hissederek tarzı hakkında bir fikir edindim. Şimdi asıl okuyacağım kitabı için hazırlıklı olduğumu düşünüyorum. Gelelim bu hikayemizin konusuna... Tüberküloz hastası olan bir gencin, iyileşmek için günlerini geçirdiği sağlık dojo'sunda (sanatoryum) yaşadıklarını yazıp arkadaşına yolladığı mektuplardan oluşuyor kitap. Tarlakuşu lakaplı bu genç, intiharın eşiğinde ve umudunu kaybetmiş bir haldeyken günlerini geçirdiği bu sanatoryumda iyileşmeye başlıyor ve içi yeniden yaşama isteğiyle doluyor. İkinci Dünya Savaşı'nı kaybeden Japonya' nın içinde bulunduğu umutsuzluk halini, Tarlakuşu'nun gözünden anlatıyor yazar bize. Kendi intiharından birkaç yıl önce kaleme aldığı için otobiyografik ögeler de taşıyor hikaye. Anlatımı ve hikayesiyle beni çok tatmin etmese de, yazarla tanışma kitabı oldu benim için. Bu nedenle herkesin sevebileceğini düşünmüyorum. Yine de merak edenler çıkarsa okuması nispeten kolay bir kitaptı diyebilirim. Diğer kitabı için gerekli motivasyona sahibim, o halde bana iyi okumalar...
Pandora'nın KutusuOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20236bin okunma