Hz. Ebubekir bir kuşa seslenmiş ve "Ey kuş! Keşke bir insan olacağıma senin gibi bir kuş olsaydım." demiştir.
Hz. Ömer "Keşke annem beni doğurmasaydı."
Hz. Ebû Zerr "İsterdim ki kesilip biçilen bir ağaç olayım."
Hz. Osman "İsterdim ki öldükten sonra tekrar dirilmeyeyim."
Hz. Âişe "Unutulup giden birisi olmayı ne kadar İsterdim."
İmran ibn-i Hüseyin "Keşke şiddetli bir günde rüzgarın savurduğu bir kül olsaydım." demiştir.
Onların korkudan ötürü kalpleri yaralı gözleri yaşlıdır. Onlar "Biz nasıl sevinelim arkamızda ölüm var!" derler.
İhya-u Ulumi'd-Din (Muhtasar )İmam Gazali
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
Dur, yeter! demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belâlara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.