Çünkü kitaplar kilonuzla, mesleğinizle ya da ruh hâlinizle ilgilenmezler. Kaliteli şakalar yapmadığınızda, ilginç sohbet konuları açmadığınızda, hatta hiç konuşmadığınızda bile varlığınızdan sıkılmazlar. Bilakis, siz iyi zaman geçirin diye önceden hazırladıkları lafları vardır ama insanların aksine, bir an önce anlatmak için ısrar etmezler. Siz kendi canınız ne zaman isterse o zaman dinlersiniz onları. Canınız istemediğinde ise susup sizinle sessizlik içinde otururlar.
Çünkü ömrünüzün tamamını bir kaçıngan olarak geçirirseniz gerçek duygulardan ve sevgiden, yani yaşamaktan mahrum kalırsınız ki bana sorarsanız bu dışarı çıkmaktan korktuğu için tüm ömrünü evde geçiren insanların yaptığından farksız olur. Ya da ömür boyu kaygılı kalır ve ömrünüzü Müslüm Gürses'in şarkısındaki gibi korku içinde geçirir, "Aldanma çocuksu mahsun yüzüne, mutlaka terk edip gidecek bir gün. Kanma sever gibi göründüğüne, seni sevmiyorum diyecek bir gün," diyerek en mutlu günlerinizde bile korkunç sonlar hayal ederek hayatı kendinize zehredersiniz.