ayakta olmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan derdi dedem
yalan!
dedem hiç konuşmazdı benimle dünya işlerinden
yedi yaşıma kadar sadece
dua etti ve namaz kıldı
yedi yaşımda öldü!
çok güzeldi ve çok sakallıydı
keşke büyüseydi de bana
ayakta kalmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan deseydi
deseydi de ben
ben şimdi buracıkta bunları uydurmasaydım
keşke
ayakta olmanın ne demek olduğunu
düşmeden anlayamaz insan diye bir dua olsaydı
olsaydı da dedem ölmeden evvel
kulağıma mırıldansaydı
mırıldansaydı ve ben de ona deseydim
güzel dedem
düşmedim ama
ayakta da değilim!
var mı bu duruma uygun
bir ayet?
Depresyon insanın aklının başında olmaması değil ki zaten. Aklının bitkin düşmesi, düşünecek gücü kendinde bulamaması , konuşacak takati olmaması , umut etmekten yorulması, iyimserlik denen o duyguyu tümüyle kaybetmesi.
"Oturup herkese dert yanmış gibi konuşuyorsun oğlum. Pek kimseyi gördüğün de yok."
"Onlarla kafamda konuşuyorum albayım; fakat gene söz dinletemiyorum. Hayallerimde bile yenik düşüyorum. Günlük dertlerin dışında hiçbir yakınmaya kulak vermiyorlar. Kafamda yarattığım kahramanlar bile bana karşı çıkıyor. Oysa kitapların kahramanları, birbirlerinin olmadık dertlerini dinlerler, bütün vakitlerini buna ayırırlar. Bu yüzden yemek içmek ve para kazanmak için zaman bulamazlar; hepsi de düşüncenin soylularıdır. Felsefe profesörleri bile düşünceye onlar kadar zaman ayırmazlar. Ben de hayalimde yarattıklarımla birlikte bir roman kahramanı olmak istiyordum albayım. Gecekonduya da bu nedenle geldim. Kimsenin eşine raslamadığı bir olay yaratacaktım. Yaratıcı, kahramanlarıyla birlikte yaşayacaktı. Bütün gecekondu halkının daracık sokaklara birikeceğini sandım beni görmek için. Demek bütün romanlar ekmek parası için yazılıyor albayım."