Farkı bakış açısı ile
Puan vermedi·416 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:32
Orhan Kemal'in bu eseri kelimeleri ile etkileyeci. Nazan bu kadar değersiz bir karakter olmamalıydı, hep mutsuz hikayesi oldu.. Şahsen ve fikren düşüncem şu :Bir erkeği ne kadar seversen ve değer verirsen o kadar değersizsin. Her an terk edilebilirsiniz.. Mahsar belki sevilmiyor düşüncesinde idi çünkü Nazan çok soğuk bir karakterdi. İnsan kocasına sizli bizli konuşmamalı. Bu bir bilinmez , belkide umduğu aşk Nazan değildi. Her kadın kendi parasını kazanabilmeli söz sahibi Nazan'ın belki bu şekilde utangaç tavrından eser kalmazdı. Bence her ne olursa olsun çocuğunun karşısına çıkmalıydı Nazan. Son bir defa oğlum diyebilmeliydi.... Umarım öldüğünde Cennete kavuşmuştursun o utangaç çekingen kadın Nazan....
El KızıOrhan Kemal · Tekin Yayınevi · 200015,4bin okunma
7/10
·152 syf.··
2026 35. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:09
Soğuk, huysuz, tuhaf birine rastlarsam “Norveç edebiyatı gibisin” diyeceğim. “Değişiksin işte, tarif bile edemiyorum.” Yok, bu Norveç Edebiyatı bana göre değil. Dönüp eski incelemelerime bakmadım ama bu cümleyi ilk kez kurmadığıma eminim. Ama niyeyse dönüp dolaşıp kendimi Norveç fiyortlarında buluyorum her seferinde. Nils Vik’in öldüğü gündeyiz. Norveç fiyortlarında sabah akşam sefer yapan bir tekne kaptanının, teknesine bütün bir geçmişi bindirdiği, yaşamının son gününü okuyoruz. Nils Vik bir süre önce eşini kaybetmiştir ve kızlarından uzakta yaşamaktadır. Ölmeye karar verdiği son gün her gün sefere çıktığı teknesinde bütün bir geçmişini didik didik edip, hatıralarına bir yolculuğa çıkar. Kızlarının uzaklarda hayat kurmaları, teknesine bindirdiği ünlü veya sıradan insanlarla kurduğu bağ, eşinin hastalığı ve ölümü… Anladığımız kadarı ile eşini kaybettikten sonra kahramanımız büyük bir depresyona giriyor ve oradan çıkamıyor. Beni en çok etkileyen kısımlar da buralardı. Norveç Edebiyatını bu yüzden sevmiyorum. Ya da sevmemek değil de çetrefilli bir ilişkisi olmak diyeyim. Yalnızlık, yaşlılık, bireyselleşme, yaşamdan kopukluk… insanın kaçtığı her duyguyu, durumu paketleme gereği bile duymaksızın karman çorman önüne döküyor bu bölgenin edebiyatı, hatta yalnızca Norveç değil bütün bir İskandinav Edebiyatı. Açıkçası Norveç’te insanlar çok mutlu istatistiğini de bir masal kategorisine koyuyorum artık. Standartları yüksek, belki gençken bir parça mutlular ama yaşamlarının bir noktasından sonra onları yakalamak üzere keskin pençeleri ile bir köşede bekleyen bir yalnızlık var. Neyse işte, güzel bir kitap belki ama bende tuhaf, karmakarışık duygular uyandırdı. Rahatsız ediciydi. Diyecek başka bir şeyim yok. Yalnız ve mutsuz yaşlı adamlar diyarı Edebiyatı’ndan bir kitabı daha
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025149 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·152 syf.··
2026 24. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 00:00
Bursa'da kitabevi işleten, kitaplara sığınan yalnız ve mutsuz bir adam olan Sabit'in hikâyesini okuyoruz. Bir gün kitabevine üniversite öğrencisi, aklı başında bir genç olan Semih'in gelmesiyle bazı şeyler yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Şehirde kayıp olan iki tane kadının yanına bir kadın cinayeti daha eklenmesiyle de olaylar farklı bir boyut kazanıyor. Polisiye yönüyle merak duygusunu son sayfalara kadar canlı tutmayı başaran bir kitaptı. Kitapta karakter sayısı oldukça fazlaydı ve takip açısından biraz dikkat gerektiriyor Hikâye tek bir kişi üzerinden ilerlemiyor ama olayların merkezinde kimin olduğunu kitabı okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Zaman atlamaları da sıkça kullanılmış. İlk 40 sayfada hikâyenin içine tam giremedim.Ama sonrasında karakterlerin yolları kesişmeye, ilişkileri değişmeye ve olaylar birbirine bağlanmaya başlayınca sayfalar çok daha hızlı akmaya başladı. Bir günde bitirilebilecek kadar akıcıydı. Genel olarak kitabı beğendim. Küçük bir düşüncemi belirtmek isterim: kitabın biraz daha uzun olmasını, bazı karakterlerin hikâyelerini ve geçmişlerini daha detaylı okumak isterdim. Betimlemeler eksikti. Bazı karakterlerin belirsiz kalan sonları ve yaşanan kayıplar bende hafif bir burukluk bıraktı. Belki de tam bu yüzden kitap bittikten sonra üzerine düşünmeye devam ettim. ' Devamı nerede' diye ? Ama aldığım son haberle devam kitabının çıkacak olması, bazı noktaların ilk kitapta bilinçli olarak açık bırakıldığı izleniminin neden verildiğini açıklıyor. Bu durum, hikâyenin devamında bu boşlukların nasıl tamamlanacağını ve diğer soru işaretlerinin nasıl çözümleneceğini gösteriyor; hikâyenin nasıl şekil alacağı ikinci kitapta öğreneceğim.
Yalnızlar OdasıNehir Güzel · Çınaraltı Yayınları · 202614 okunma
Acının da, tatlının da kökü zaten evlerimizdedir.
10/10
·424 syf.·
2026 36. kitabı
"İnsanın kendini değiştirebilmesi her zaman büyük bir devrim niteliğindedir. Devrimler aniden olur gibi görünse de, aslında ortaya çıkışından çok önce başlar hazırlıklar. Öyle yavaş, öyle derinden gider ki her şey, yeraltında faaliyet gösteren gizli örgütler gibi, insanın kendinden bile gizlenirler. Kimseler fark etmeden için için kaynamaya başlayan bir yanardağ gibidir o. Lavlar püskürmeye başladığında artık hareket kendini tamamlamış ve tanımlamıştır. Ne mutlu o devrimi kendi hayatında yapabilenlere..." Gülseren Budayıcıoğlu kalemini çok sevdiğim yazarlardan ve bu kitabı da yine şaşırtmadı. Kitabın ana kahramanı olan Ayşa isimli hastasının Kırmızı Odaya gelme sebebi derinlemesine anlatılıyor. Ayşa'nın görünürdeki problemi, herhangi bir sıkıntı anında pelerin takarak dönmeye başlaması...Bu problem ise çocukluğundaki travmadan kaynaklanıyor ve bu travmadan sonra başına gelen her sıkıntıda dönerek kendini koruyabileceğini düşünüyor. Pelerini ise onun en büyük kalkanı olmuş. Kitap Ayşa'nın çocukluğundan itibaren başından geçen olayları anlatıyor. Bu olaylar arasında gizlenmiş sırlar da var tabi. Okuyucu olarak şaşırdığım ve etkilendiğim o kadar çok detay oldu ki...Ayşa'nın ailesi, çocukluk aşkı Ali, hikayeyi farklı noktalara getiren Doğan... Yazılanların gerçek hikayeden alınmış olması yüreğimi sızlatsa da benzer problemlere sahip olan kadınlara cesaret vermesi açısından faydalı buldum. Kitabın başından beri Ayşa'nın hikayesinin mutlu sonla mı mutsuz sonla mı biteceğini düşündüm durdum, her bir sayfadan sonra sonraki sayfada olacakları merak ederek okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Not: Psikolojik olarak çok etkileyiciydi, okumaya başlamadan önce ruhsal anlamda hazır olunması gerektiğini düşünüyorum.
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,445 okunma
Kitap Yorum
Puan vermedi·544 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:39
Binnurun yazdığı kitaplardan yeri bende ayrı olan bu süreyi kaçınca kez başladığımı bilmiyorum her seferinde son kitabı okumuyorum spoiler yemedim ve veda etmek istemiyorum. Sonları mutlu mu mutsuz mu bilmiyorum bu yüzden her seferinde günebakan yani 3. Kitapta bırakıyorum. Spoiler vermeden bunu anlatmam pek mümkün değil ama okuyupta pişman olacak biri olduğunu sanmıyorum. Okurken aslında sizin aşk tanımınızı sorgulatıyor. Neler yapardım nelerden vazgeçerdim dedirten bir kitaptı.Üçüncü kitaba başlamaya korkuyorum.
Duygu ve Düşünce
NehirBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20191,387 okunma
Spoiler!!!
5/10
·%25 (80/312 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:45
Yanarım yanarım, sözde Jacks'in esas erkek karakter olduğu kitapta bölüm sayısının Apollo'dan az olmasına yanarım. Adam kendi serisinde yazar tarafından ikinci erkek muamelesi görmüş resmen. Açıkçası bu kitap, ikinci kitabın o sonundan sonra o kadar zayıf kalmış ki hatta bence serinin en zayıf kitabıydı ve hatta bence yazarın da en zayıf kitabıydı. Aslında sorun sadece bu kitap da değil. Seri boyunca Jacks ile Evangeline ilişkisinin bana o kadar da geçmediğini fark ettim. İnsanlar bu ikiliye bayılıyor ama ben aralarındaki romantik çekimi bir türlü abartıldığı kadar hissedemedim. Ben odunum herhalde... Şu kitaptan sonra geriye dönüp baktığımda da serinin diğer kitapları da benim için eh işte seviyesine geldi. Çiftin arasındaki fiziksel ya da duygusal çekim hep bir lanet ya da hep bir büyülü nesnenin etkisinde oluyordu. Onların etkisi ile böyle davranıyorlar diye düşündüğüm için aslında o anlarda o büyülü nesne ya da lanet her neyse onların asıl duygularını ortaya çıkarıyor düşüncesi bende hiç oluşmadı ve romantik gelmedi. Bazı sahneler de cok rahatsız ediciydi. Jacks kızı tutuyor ama işte eli bilmem nerelere kayıyor... Evangeline de acaba kasıtlı mi yaptı diye icinde kelebekler pır pır ediyor. Evangeline'in içindeki kelebeklerden iki tanesi falan bana uğrasa belki bu seriye karşı daha çok iyi şey hissederdim. Benim midemdeki kelebekler pır pır etmedi, benim başım ağrıdı. Bu durum bu kitapta da vardi ve o kadar saçma bir andı ki. Evangeline hafızasını kaybetti sonra pat Jacks çıktı ortaya onu düştüğü kuyudan kurtardi sonra bir gece ansızın odasına girip ona rahatsız kıyafetler giydirip eğitim ayağına köprüye götürdü hadi beni savuştur dedi. Olayın saçmalık seviyesi...Kız hafızasını kaybetmiş. Bu adamı tanımıyor. Adamla ilk karşılaşması bu. Daha önceden adama aşıktı
Gerçek Aşkın LanetiStephanie Garber · Dex Kitap · 2023793 okunma