El Kızı

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,7bin
Gösterim
Adı:
El Kızı
Baskı tarihi:
1 Ocak 2000
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754781052
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
Baskılar:
El Kızı
Yad Qızı
El Kızı
Mangalına ateş alıp odasına döndü. Üstündeki soluk basma entariyi çıkardı, kaynanasının tavsiye ettiği mavi kadife elbisesini giydi. Bundan sonra hep böyle olacaktı. Boyanacak, yeni esvablarını giyecek, kocasını kapıdan karşılayıp boynuna sarılacaktı. Mâdem âdet, usûl böyleydi...
400 syf.
·Puan vermedi
Orhan Kemal'in son derece dinamik olay örgüsüyle bezeli ve bir o kadar hüzünlü aile hayatını anlatan romanı El Kızı...
~Yazarın çok güzel bir dili var her şeyden önce anlatmak istediğini uzatmadan anlatmış ve kurgusu hareketli olduğu için sıkılmadan okursunuz diyeceğim bir roman.
~ Ağzı var dili yok , saflıkta sınır tanımayan, iyi niyet abidesi, cefakâr ve sebatkâr gelinimiz Nazan Hanım; Avukat olmuş ama yer yer adam olamamış dediğimiz kocası Mazhar Bey; Amann evlerden ırak düşman başına diyeceğimiz,kadir kıymet bilmez,muskacı fesat kaynana Hacer Hanım; çiftin kendi küçük ama aklı büyük akıllı oğlu Haldun... Bunların yanı sıra Rıza ve karısı Naciye, bar kızı işveli cilveli kadın Jale(Neriman),Avukat Nihat Bey,Hikmet Hanım ve kızları Nermin ... Genel hatlarıyla olay örgüsünde anlatılan bu kişileri okuyoruz kimini seviyor kimine sövüyoruz...
~ Güzel bir ailenin yavaş yavaş bazı hatalara bağlı olarak ve dış faktörlerin körüklemesiyle çökmesini üzülürek okuyoruz. Ama benim gördüğüm en büyük hata susmak. Bu kadar sessiz olmamak gerektiği, hakkı aramayı bilmeli .Kişi kendini ve geleceğini başkasının insafına ya da çıkarına bırakmamalı.
~~ Büyük yazarın güzel ve dersler alınacak bir romanıydı okuyacak herkese keyifli okumalar...
400 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Orhan Kemal'in ağlayarak yazdım dediği romanı, El Kızı.

Bir yıl önce, yani 2018 yazında okumuştum bu kitabı. Adını duyunca ve yazılanları hatırlayınca hala içim sızlar, boğazım düğümlenir. El kızının sokağa atılışı, okuduğumdan beri dert oldu içime. Birey olamamış, verdikçe veren ama ne kocasına ne de kayınvalidesine yaranamayan el kızı Nazan'ın çilesi var bu kitapta. Bir de vermesini de almasını da iyi bilen, bir diğer el kızı Neriman...

Bu roman, Türk toplumundan kesit alınarak anlatılan bir ailenin hayatından ötesi. Hayır diyememenin insanın hayatında nelere mal olduğunu anlatan bir roman.

Eğer kitabı okursanız, neden eskiden kadınların boşanamadığını, erkeklerin vicdan yapıp neden eşlerini boşayamadığını ve Hürriyetin bir kadın için ne demek olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
400 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Cok severim Orhan Kemal kitaplarini. "El Kizi" ni da cok cok severek okudum. Gelin kaynana catismasi, dedikodu ancak bu kadar guzel kaleme alinabilir. Orhan Kemal kitaplarinda olan mahalle kulturu nu bastan sona bu kitapta da goruyoruz. Bir taraf fena halde dram ken, bir taraf tanda tuhaf bir sekilde guluyorsunuz. "Neler cektin be Nazan" diyeceksiniz eminim benim gibi kitap sonunda. Okumamis olanlara siddetle tavsiye ederim...
Kitapla kalin...
400 syf.
·Puan vermedi
Az önce annemle telefonda konuşurken hatırladık bu kitabı. Ona küçük bir kız çocuğuyken okulda yılbaşı çekilişinde hediye edilmiş, ben de yine onun hediyeyi aldığı yaşlarda küçük bir kız çocuğuyken evde bulup okumuştum.

Yani yıllar oldu okuyalı ama dramatik ve bir o kadar da akıcı hikayesiyle yakın zamanda okumuşuz gibi ikimizin de zihninde taptaze durduğunu farkettim ve bu güzel anıyı buraya not düşmek istedim.
400 syf.
Ruh yıkıntıları insani fena yoruyor .

El kızı yıllar önce Abimin kitaplığından ilk okuduğum kitaplardan. Bu yüzden yeri ayrı. O zamanlardan aklımda kalan, evi bütün aileye dar edip dağılmalarında başrol oynayan kaynana Hacer'di. Tüm kitabı ona kızarak, onu suçlayarak okumuştum. Hatta kitaba başlarken ' Gel bakalım Hacer hanım' dedim
Baskılarla yetişen, kendini savunmak şöyle dursun ifade edemeyen, sırf kadın olduğu için her hareketinde birinin himayesi altında olma beklentisi güden, kendisine emredilmesini, iş buyurulmasını bekleyen, ve buna muhtaç olduğunu düşünen Nazan'ı gördüm.
Eğriyi doğruyu bilmesine rağmen, kendi hıncına kılıf arayan, vicdan azabını başkası üzerinden şiddetle gidermeye çalışan, çalışkan ve prensip sahibi olmasına rağmen aile içinde hakkıyla haksız ayrımını yapma iradesine sahip olmayan Mazhar'ı gördüm.
Evdeki şiddet ve geçimsizlik yüzünden hiç bir aile ferdinden olması gereken sevgi ve şevkati göremeden büyüyen, bu yüzden saçlarını her okşayana minnetle bakan, sevilmeye aç küçük Haldun'u gördüm.
Etkileyici ve sinir bozucu bir kitap günlerce düşündürebiliyor.
400 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı okurken ne kadar gerçekçi yazıldığını düşüneceksiniz. O dönemin belki de en büyük sorunu buydu ve yazar bunu işlemeyi kendine dert edindi. Tarz olarak çok tercih etmeyeceğim kitaplardan aslında. Entrika falan seviyorsanız bir çırpıda okuyup bitirebilirsiniz. Dizi film tadında :)
Kitabın ilk baskılarından birisi elimdeki. Unuttuğumuz ya da değişen ne çok kelime olmuş. Sarı sayfalarda kaybolurken anladım. Bence kitapların ilk baskılarının ruhları var...
400 syf.
·3 günde·9/10 puan
Orhan Kemal'in kaleminden yürek burkan bir aile dramının can alıcı hikayesi... Kitapta el kızı denilen karakter Nazan, tahsilli avukat Mazhar Bey ile evlidir. Bir de çocukları Haldun var. Kitap bu üç karakterin yaşantısını, aile yıkıntılarını ele almıştır. Avukat olan Mazhar Bey'in annesinin Nazan'a yaklaşımını, onu hor görmesini, sinirleriniz bozularak okuyacaksınız. Yazar, gündelik yaşamdaki toplum sorunları etkileyici bir entrika ile kaleme almış. Bu romanı okuyup bitirdikten sonra ne oldum değil, ne olacağım düşüncesiyle kuşanmış hissedebilirsiniz kendinizi. Çünkü bu eşsiz romanın, ölümsüz yazarı okurlarına adeta bu mesajı verebilecek bir sonla bitirmiş başyapıtını... Drama yüklü ve bolca gözyaşı dökeceğiniz bu eseri mutlaka okumalısınız.
400 syf.
·10/10 puan
El Kızı ortalama olarak 1960 ve 1980 yılları arasında geçen bir hikaye. Kitap en başında bir kadın cesedinin bulunmasıyla başlıyor ve daha sonra geçmişe dönüp oradan okumaya devam ediyoruz.Zaten aşağı yukarı bir yirmi beş sayfa kadar sonra kurgunun nasıl olacağını kabataslak anladım.Yani bu açıdan üstü açık bir anlatım vardı.

Nereden ne anlatsam, nasıl başlasam gerçekten bilemiyorum. Nazan, saf, sessiz iyi niyetli, Kocası Avukat Mazhar Bey ve küçük oğlu Haldun ile mutlu olmak isteyen, Kayınvalidesinin türlü hakaretlerine sessiz kalıp onu bile sevmek isteyen, oğlunu canından çok seven bir kadın.Kocasıysa onun bu sessiz hallerinden artık bıkan ve annesinin dolduruşlarına ara ara şak diye gelen bir insan.Mazhar'ın annesiyse tam bir karabela.Çok ciddiyim bakın, kendisi toplumca kabul olan ahlaksızlıkları yapan ama asla kendini görmeyen, sırf aralarındaki sosyal statü farkından Nazan'ı hor, kendini burjuvazi gören ve bu yüzden her türlü kötülüğü yapıp sonunda etme bulma dünyasına kalan bir insan.Eh ne demişler eden bulur Hacercim! Yazar dönemin iş sıkıntılarını, aile içi davranışları, bunun topluma yansımasını, karakterlerin içsel çatışmalarını çok iyi yansıtmış.Hele o dili öyle güzeldi ki!Kitabın tek eksi yönü bağlaçlardan sonra gelen virgül hatalarıydı.Noktalama işaretleri hatalarında beni en çok rahatsız eden şey budur ve kitap boyunca sürekli bununla karşılaştım.

Şimdi oturup kızdığım bir sürü karakter, eh be kızım neden söylemedin şunu dediğim birçok yer var.Konuşmaya başlasam susamam en iyisi içimden kendi kendime konuşmaya devam edeyim.En çok Haldun'a ve Nazan'a içim gitti, onlar benimle beraber bir bütün oldular bunu söylemeden asla geçemem.

Şimdi karşımda olsa senin suçun değildi Nazan hiçbir şey demek isterim.Kitap bence her şey bir yana bir aile trajedisi.Bu haliyle de okurken açıkçası kahrolduğum bir kitap oldu.Bazen dayanamayıp kapağı kapadım, okuyamadım hatta. Ama yine olsa yine okurum.Kendisinden okuduğum ilk kitaptı son olmayacak.

Geçen bir yerde okudum bazı yazarlarla aynı çağda yaşayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum demişti biri. O kadar haklı ki.Kapağı kapatınca aynı şeyi düşündüm, keşke aynı zamanda yaşayabilseydik.
400 syf.
·5 günde·9/10 puan
Kitabi yıllar önce okumuştum (lise dönemimde)çok etkilenmiştim. Kitapçıda görünce hatırladım ve aldım kitabı . Yine ayni duygular yine o yeşilçam filmi havası ..tek nefeste okunacak bir kitap. Bide elimde 1971 yılına ait baskı var. O saman kokusu olayın anlatıldığı zaman dilimine götürüyor sanki...kesinlikle tavsiye ederim..
400 syf.
·9/10 puan
Orhan Kemal kalemi çok başarılı. El Kızı kitabı okunduğu zaman insanı alıp olay örgüsünün içine bırakıveriyor. Muhakkak her kitap için bu biraz böyledir fakat El Kızı çok iyi işlenmiş. Kah ana karakterin yerinde kah karşısında ona acıyan biri olarak bulabiliyorsunuz kendinizi. Giriş gelişme ve sonuç her kısmı hissedebiliyorsunuz. Konusu iyi öğüt verici ders alıcı. Kitabın sonu önemlidir sonu da çok başarılı bitiyor. Tavsiye ederim
400 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Olay örgüsü kusursuz.Duygu kusursuz.Verdiği tüm hisler kusursuz.Bir solukta okuyacağınız elinizden düşmeyecek bir kitap duygu seliyle baştan aşağıya etkileneceğiniz bir roman.
400 syf.
·Puan vermedi
Avukat Mazhar ile evli, sakin mizaca sahip bir kadın Nazan. Oğlu ve kocasına düşkün, hayatından memnun.
Ah bir de O'nu oğluna layık görmeyen, her fırsatta aşağılayan, Mazhar'la aralarını bozmak için fırsat kollayan kaynana gibi kaynana Hacer olmasa. Hayatları öyle böyle sürüp giderken, bir gün Mazhar'ın Nazan'a aldığı elmas yüzük sonun başlangıcı oluyor ve Hacer'in çirkin planları hayat bulmaya başlıyor. .

Orhan Kemal'in kalemiyle tanışma kitabım oldu El Kızı. Daha önce okumamış olduğum için çok hayıflandım. Bazen güldüğümüz ancak çoğu zaman üzüldüğümüz, hatta kahrolduğumuz bir okuma oldu.
Hacer, kötü kalbi ve Nazan'a yaptıklarıyla; Nazan aşırı iyi niyetiyle saç baş yoldurttular bize. Dönemin insanlarını, mahalle yapısını çok güzel anlatmış Orhan Kemal. Okumadıysanız geç kalmadan başlayın derim.
Huzurlu Akşamlar

#alıntı .
.
Yüzüğe baktı. Ne güzel, ne pırıl pırıldı! Kim bilir kaça satın almıştı? O istedi de onun için mi, yoksa kendiliğinden mi almıştı? Herhalde o istemiş olacakt. Belki de kendisine inat. Gezmede filan takıp kocasının onu ne kadar sevdiği hakkında el aleme fikir vermek için. Yani demek isteyecekti ki: "Görüyorsun ya, kocam beni işte böyle seviyor!"
"Hayat, gerçekten de akıp giden bir su..."
"Bizler de o suyun içinde, suyun istediği tarafa gitmeye mecbur odun parçaları!"
Sanki bir fabrika. Bizler, her birimiz fabrikanın bir aleti gibiyiz. Nehrin içinde damla gibi. Damlanın nehir üzerinde ne tesiri olabilir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
El Kızı
Baskı tarihi:
1 Ocak 2000
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754781052
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
Baskılar:
El Kızı
Yad Qızı
El Kızı
Mangalına ateş alıp odasına döndü. Üstündeki soluk basma entariyi çıkardı, kaynanasının tavsiye ettiği mavi kadife elbisesini giydi. Bundan sonra hep böyle olacaktı. Boyanacak, yeni esvablarını giyecek, kocasını kapıdan karşılayıp boynuna sarılacaktı. Mâdem âdet, usûl böyleydi...

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0.5 (1)
1
%0