TUTKU KORKUYU KOVABİLEN TEK GÜÇTÜR!Kitaba geçmeden önce yazarı Anthony Burgess’ten bahsetmek istiyorum. Yazar için 1959 yılında beyin tümörü tanısı konmuş ve bir yıldan az ömrü kaldığı söylenmiş. Bunun üzerine karısı için bir şeyler yapmak isteyen Burgess 12 ayda 5 roman yazmış ve ünlü olmuş. Ardından da yanlış teşhis konulduğunu öğrenmiş ve hayatına yazar olarak devam etmiş.
Otomatik Portakal’a gelirsek, kitabın sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de var. Benim naçizane fikrim ise okunmaya değer. Baş kahramanımız Alex arkadaş grubuyla beraber her türlü serserilikleri yapıyor ve bir gün arkadaşlarının hainliği ile yakalanıp hapis cezasına çarptırılıyor. Cezaevindeyken hükümetin yeni projesi için kobay olarak kullanılıyor ve bir takım tedavilerden geçiyor. Oldukça ağır bir tedavinin ardından Alex istese de kötü olamıyor. Ama biliyor ki kendisi iyi bir insan değil iyiliğe zorlanmış bir insan. İktidar ve muhalefet arasında yalpalanıp ailesi tarafından terk ediliyor ve kendi yolunu aramasıyla kitap bitiyor.
Derin anlamları olan özellikle bazı sosyal mecralara getirilen erişim engellerinin olduğu bu dönemde daha da anlamlanan Otomatik Portakal, hak ve özgürlüklerimizi sorgulatan, düşündüren kült bir eser. Eğer şiddet ve argoya hassas birisi değilseniz okumanızı öneririm.
Kitapla kalın.