Roland Barthes Aydınlık Oda'da "Fotoğrafın özü, temsil ettiği şeyi doğrulamaktır" der. Hem zaman zaman hayatı sorgularken doğan geçmiş fotoğraflara yeniden bakma isteğinin hem de kendisini, varlığını fotoğraflayan, varlığında iz yaratan olarak konumlandırma arzusunun temelinde yatan şey, fotoğrafın özünde barındırdığı işte bu "var olmanın kanıtı", bu "oldu, yaşandı" özelliğidir.
Terapötik çalışmada fotoğraf çekmek, başa gelen olayları özümsemeyi, geçmişte kalan bir yere dönmeyi, donuk bir resimden kurtulmayı ya da durumu farklı bir açıdan değerlendirmeyi sağlar.
“Yüzün geçmişten kalan, aşka tarif yazdıran
Bir alaturka hüzün, yüzün kıyıma vuran
Anne karnı huzuru, çocukluğumun sesi
Senden bana şimdi zamanı sızdıran
Şımartılmamış aşkın sessizliğe yakın
Kim bilir kaç yüzyıldır sarılmamış kolların
Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
Yorulmuşsun, hakkını almış yılların
Elfida, bir belalı başımsın
Elfida, beni fark etme sakın
Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın
Elfida, hep aklımda kalacaksın
Elfida, sen eski bir şarkısın
Elfida, beni fark etme sakın
Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın
Elfida, hep aklımda kalacaksın”
Haluk Levent Acil