mya
Benim kitap okumaya nasıl mı başladım.Gelin anlatayım.İstişare ettiğim, kendisinden birşeyler öğrendiğim,çok çok sevdiğim Mehmet Yusuf Akdağ'ya teşekkürlerimi iletiyorum.Ve benim hocam olduğu için çok şanslıyım.Birlikte yaptığımız bir etkinlik var bundan size bahsetmek istiyorum.Etkinliğin adı KİTAP KRİTİĞİ.Bu etkinlikte seçtiğimiz kitaplar üzerine konuşup alıntılar yapıp muhabbet ettiğimiz ve benim çok sevdiğim bir etkinliktir.Size hocanızla yapmanızı tavsiye ederim.Beğeneceğinize eminim tabi MYA gibi bir hocanız varsa🤭 Mehmet Yusuf AKDAĞ
Duygu ve Düşünce
Yaşını seviyordu. Getirdiği olgunluk, dinginlik. Peki ya gençliğin heyecanı, gelgitleri? Sahi en son ne zaman hissetmişti şu kelebekleri? Bütün duygular tanıdıktı artık. Eski birer dost gibi yaşlanmışlardı onlar da. Bilinmezliğin getirdiği o merak, bırakmıştı yerini ne istediğini bilmeye. Farkına vardı. Evet, özlemişti kelebekleri... -MYA
Reklam
Bir şişe, bir sokak, bir durak. Şekli, boyutları fark etmiyordu objelerin. Bakıyordu bakmasına da göremiyordu ki. Açılmıştı pandoranın kutusu bir kere. Kaybolmuştu anılarda. Kendini onu anlatırken buluverdi yine. Sahi, ne yapıyordu şimdi? Yürüyor muydu saçları omzuna düşe düşe, hızlıca? Anlatıyor muydu hala heyecanla? Elleri takip ediyor muydu hevesini, nefesini? En çok da gülümsemesi... İçini ısıtan, bütün dertleri unutturan... Bir gülümsemenin içine sığıvermişti sanki dünyalar. Kendinin türlü versiyonları vardı da hepsi vurulmuştu ona, oracıkta, gamzesinin altında. Duyduğu özlem dile getirdi belkileri, keşkeleri... Minnettardı oysa. Biterdi ilişkiler bitmesine de baki kalırdı sende o... -MYA
Neydi mutlu eden insanı? Sevmek mi sevilmek mi ya da belki paylaşmaktı sadece? Bazen bir gülümseme yeterli miydi? Anlamak için. Anlaşılmak için. Gerçekten de böyle miydi? Evet belki de. Ne güzel ama değil mi? Tek bir gülümseme. Evet, sadece bir tane. -MYA
Philip Kemp Christopher Frayling Nuray Yılmaz Ertan Yılmaz Sinemanın Tüm Öyküsü Charles Chaplin * Altına Hücum, 1925 The Gold Rush, Charlie Chaplin (1889-1977) * ''Charlie Chaplin Altına Hücum için ''hatırlanmasını istediğim film'' dedi. Gerçekten de filmin tam bir Charlie Chaplin filmi olduğu iddiası vardı. Film Chaplin'in oyunculuk yapmadığı daha ciddi filmi A Woman of Paris'ten (Paris'li Kadın, 1923) sonra yapıldı. İzleyiciler bu filmi beğenmediler ve Chaplin Altına Hücum ile tatsız konudan yola çıkıp epik bir komedi yaparak yönünü değiştirmeye karar verdi. Film bir grup altın arayıcısının dağlarda mahsur kaldığı Donner Geçidi faciasından esinlendi. Chaplin otobiyografisinde şunları yazar: ''160 dağcıdan yalnızca 18'i hayatta kaldı. Çoğu açlıktan ve soğuktan öldüler. Bazıları ö*lenlerin e*tlerini yiyerek ya*mya*mlık yaptılar, diğerleri ise açlıklarını yenmek için deri ayakkabılarını yediler.''..'' * (><) Chaplin akşam yemeği olarak yediği eski bir botun bağcıklarının tadını çıkarıyor. * (><) (Afiş) Chaplin'in mizah ve acındırma yeteneğinin bir kombinasyonu bu afişte görülüyor. * (><) (Altın Arayıcı Araştırmada) Chaplin, Alaska'nın zirvelerinde karla kaplı dağın tepesine doğru yorucu bir yoldadır. Altın madenine doğru ağır adımlarla yürürken birkaç adım gerisinde onu takip eden kocaman ayının farkında değildir. * (><) (Akşam Yemeğinde Ayakkabı) Filmin en ünlü (ve kesinlikle en çok taklit edilen) sahnesinde Chaplin aç arkadaşına pişmiş ayakkabıdan muhteşem bir akşam yemeği sunar. Bu sahnedeki davranış biçimleri beş yıldızlı bir restoran ciddiyetiyle uygulanmıştır. * (><) (Ekmek Dilimlerinin Dansı) Chaplin iki dilim ekmekle oldukça hareketli bir dans sergiler. Rahat ve biraz da çekingen ifadesiyle Chaplin zahmetsiz görünen bütün hızlı figürleri gösterir. Bu sahne Şişko Arbuckle'ın The Rough House'daki (1977)
Sinemanın Tüm Öyküsü
“Pir, akılla olur, ağaran saçlarla değil. Ümit ehli kıla itibar etmez,” Pîr akl oldu degül mûy-ı sefîd Mûya itmez i’tibâr ehl-i ümîd
Alıntı
Reklam
Reklam