Mehmet Yusuf AKDAĞ

Mehmet Yusuf AKDAĞ

, bir kitap okudu
10/10
·448 syf.·
Beğendi
·
27 günde okudu
·
2021 5. kitabı
Osman Nuri Topbaş
9.7/10 · 376 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
" Dost Dostun Aynasıdır " ( aynanı temiz tut)
● Hazret-i Mevlânâ bu konuyu izah ederken şöyle buyurur: " Kuş ancak kendi cinsiyle uçar. Kendi cinsinden olmayanlarla görüşmek, âdeta mezara girmek gibidir." " Her cins, kendi cinsini çekerken, zarif bir ceylan, eşek ve öküzlerin içinde nasıl yaşayabilir?.." ● Bütün beraberlikler, müşterek dünyaların müşterek fikir ve anlayışları çerçevesinde tahakkuk eder. Birbirine zıt âlemlerde yaşayanlar, mecbûri olarak bile bir araya gelseler, ölümden daha acı ıstıraplar içinde kıvranırlar. ● Nitekim âyet-i kerimede buyrulur: " İyiler iyiler için, kötüler de kötüler içindir..." (en-Nûr, 26) ● İmâm-ı Gazâli Hazretleri, bu gerçeği ifade etmek üzere, sadece hastalıkların ve mikropların değil, hallerin, ahlâk ve huyların da sirayetlerine işâret etmekte, iyilerle beraber olana iyilik, kötülerle beraber olana da kötülük yansıyacağını belirtmektedir. ● Nitekim hadîs-i şerifte buyrulur: " İyi arkadaşla kötü arkadaşın misâli, misk taşıyanla, (demirci dükkanında) körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi, ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, ya elbiseni yakar, yahud da sen onun pis kokusunu alırsın!.." ● Halk ağzında darb-ı mesel hâline gelen "Kör ile yatan şaşı kalkar." ifadesi, bu hakikati terennüm eder. Çünkü enerjik karakterlerde sirâyet özelliği vardır.
Sayfa 421 - BEYAN·Kitabı okudu
Din
Gönül Kâbe'sini Tavâf Et..!
Mesnevisinde Hz Mevlana buyurur: " Eğer senin gönlün varsa gönül Kâbe'sini tavâf et. Topraktan yapılmış sandığın Kâbe'nin mânâsı gönüldür." " Cenabı Hak, görünen ve bilinen sûret Kâbe'sini tavâf etmeyi, kirliliklerden temizlenmiş, arınmış bir gönül Kâbe'si elde edesin diye sana farz kılmıştır." ▪︎Dertli Yûnus'umuz da şöyle der: Gönül Çalab'ın tahtı, Çalap gönüle baktı. İki cihan bedbahtı, Kim gönül yıkar ise... ▪︎ Bir başka kıt'asında da şöyle söyler: Yûnus Emre der hoca Gerekse var bin hacca. Hepisinden eyice, Bir gönüle girmektir! ▪︎Müslümanların kalbi ve nabzı tek bir insanın nabzı ve kalbi gibi olmalıdır
Sayfa 410 - BEYAN·Kitabı okudu
Din
İnsan hayatı...
▪︎ İnsan hayatı, bir annenin ıztırâbı, kendisinin ise ağlaması ile başlar. En nihâyet, bedenden soyundurularak ebedi yolculuğa çıkartılır. Onun gelişinde de gidişinde de, ıztırap hâkimdir. ▪︎ Bu geliş ve gidiş arasına gönül gözü ile bakılırsa, hayat, sonsuz elemler, hüsranlar, ıztırap verici hâller ve boş hevâlarla doludur. Yalnız, gaflet gömleğini yırtıp, geldiği âlemin hakikatlerine vâkıf olan büyük ruhlar için hayat, bir imtihan; ölüm ise bir şeb-i arûs, yani bir vuslattır. Hazret-i Mevlânâ hayat boyu, bu vuslat ânını büyük bir iştiyak ile beklemiştir. ▪︎ Fani olan hayat sahnesinde gerçekleşen nefsâni başarılar, deniz kenarında oynayan çocukların gelecek bir dalga ile yok olmaya mahkûm, kumdan yapılmış evleri oyuncakları kabilindendir.
Sayfa 403 - BEYAN·Kitabı okudu
Din
Başa Gelen Musibetlere, Şer Gözüken Durumlara Karşı BAKIŞ AÇISI
Bir gün bir çiftçi bir yığın işle uğraştıktan sonra evine dönüyordu. Atı da yanında yürüyordu. Atın sırtında tarladan toplanmış ürünler vardı. At birden ürktü ve derin bir kuyuya doğru koşmaya başladı. Üzerindeki yük döküldü. Çiftçi kuyuya doğru koşmaya başladı. Üzerindeki yük döküldü. Çiftçi kuyuya düşen atından dolayı korku ve endişeye kapıldı. Çiftçi o atı düştüğü kuyudan kurtarmak için çare düşündü. Ancak çözüm bulmakta zorlandı. Biraz düşündükten sonra atı o kuyuda bırakmaya karar verdi. Kuyu genişti ve daha önceden de başka çiftçilerin hayvanları bu kuyuya düşmüştü. O çiftçi diğer çiftçilerden yardım istemeyi de düşünmedi. Çiftçi diğer çiftçilerden yardım istemeyi de düşünmedi. Çiftçi bunun yerine atın leşi kokmasın diye onun üzerine toprak attı. Böylece çiftçi bu faydasız kuyudan da kurtulmuş olacaktı. Durum böyle iken başka kişileri de çağırdı ve kuyuyu niçin kapatmak istediğini söyledi. Onlar da bu görüşü uygun bulup işe koyuldular. Çok geçmeden atın sırtında epey toprak yığılmıştı. At çaresizce kapana sıkılmıştı. At, oradan çıkışın çaresini düşünüyor, ancak oradan kurtuluşun çaresinin olmadığını biliyordu. Korkmuş bir şekilde kişneyerek sesini yükseltiyordu. Ancak biliyordu ki yukarıdakiler işlerine devam edip toprak atmaktan vazgeçmeyeceklerdi. Başka bir çözüm bulmalıydı. Yukarıdakiler durmaksızın toprak atmaya devam ediyorlardı ki atın sesi birden kesilivermişti. Artık attan kişneme sesi gelmiyordu. Yukarıda toprak atanlar sesin kesilmesinden dolayı durumu merak ettiler. Çiftçi ve yardımcısı toprak atıyorken at da sırtına atılan toprağı silkeleyerek yere düşürıyordu. Böylece santim santim ayaklarının dibi toprakla doluyor, at da yukarı doğru yükseliyordu. Kuyudan çıkmasına az bir mesafe kalmıştı ki artık yukarıdakiler atı gömmek yerine onu yukarı çıkarmak
Sayfa 91 - NİDA·Kitabı okudu
Din