istediği tek şey, eski güzel, rahat, endişesiz ve tekdüze günlere dönmekti. insanların dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
aslında bizi birbirimizden birkaç kilometrelik nefis bir sahil yolu ayırıyordu ama aramızda lanet olası bir sınır, kin ve anlayışsızlık duvarı yükselmişti. bir de hayal gücünün yokluğu...
insanların asi doğduklarını, okulların onları uysal, yumuşak başlı, kapıkulu kimseler olarak yetiştirdiklerini söylüyordu. geleceğin ihtilalcileri böyle bir yoldan geçemezdi. sürünün içinde boğulup gidemezlerdi!