Prens Andrey, "Ne mi düşünüyorum? Seni dinliyordum. Bunlar öyle olmasına öyle," dedi, "ama sen bizim kardeşliğimize katıl, biz sana hayatın anlamını, insanın amacını, dünyada hüküm süren kanunları gösteririz diyorsun. Ama biz kimiz? İnsanlar. Siz her şeyi nereden biliyorsunuz? Sizin gördüklerinizi neden ben tek başıma görmüyorum? Siz yeryüzünde iyiliğin ve doğruluğun saltanatını görüyorsunuz. ben onu görmüyorum."
Prens Andrey, "Hadi tartışalım," dedi, "sen okullardan bahsediyorsun," diye parmağını kıvırarak devam etti, "eğitimden vesaireden, yani sen şunu," dedi yanlarından kalpağını çıkartarak geçen mujiği işaret ederek, “içinde bulunduğu hayvanca durumdan kurtarmak ve manevi ihtiyaçlar duymasını sağlamak istiyorsun. Ama bana öyle geliyor ki onun tadabileceği tek mutluluk hayvani mutluluk ve sen onu bundan mahrum etmek istiyorsun. Ben ona gıpta ediyorum, sense benim aklımı, benim duygularımı, benim olanaklarımı vermeden onu ben yapmak istiyorsun.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu takdir etmek insanların işi değil. İnsanlar hep hata yaptılar ve yapacaklar, en çok da neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda.