Sessizce oturmaktan daha korkunç bir şey yoktur. İnsanlar içimi görür gibi hissederim öyle zamanlarda; çıplakmışım gibi ya da daha beteri. Ruhsal çıplaklık gibi. Özellikle de yaşlılar varken çünkü onlar insanın içine bakmayı öğrenecek kadar yaşamış oluyorlar.
Ben hayata itaatkâr bir öğrencinin gözüyle bakıyor, onu insanın her katını olabildiğince çabuk, hatta nefes nefese çıkması, rakiplerini her zaman aşağısında bırakması gereken bir merdiven olarak görüyordum.
Eskiden sihrimin bu olduğunu zannederdim; başkalarının göremediği şeyleri, kendilerine bile itiraf etmek istemediklerini görmek. Ama tek yapmanız gereken gözlerinizi açmak.
Benim gözlerim ise fal taşı gibi açık.