İsminden dolayı komik sohbetlere dahil olmam nedeniyle merakla elime almayı beklediğim bir kitaptı. Türkçesini okumadan bir İngilizce başlayayım istedim.
Büyük bir hayal kırıklığıydı.
Ana karakterlerimizden Emily, bir iş görüşmesine giderken havaalanında bir sorun yaşıyor ve bileti bu tatsızlık nedeniyle üst sınıfa yükseltiliyor. Business uçarken yanında oturan erkek kişisi Jim ile fazlasıyla kafaları uyuşuyor ve uçağın New York'a inememesiyle bu ikili bir kaçamak yaşıyorlar.
Roman böylece başlıyor. Her ne kadar Emily'nin karakterinde tutarsızlıklar olmasına rağmen bunu olayın akıcılığı nedeniyle görmezden gelmeye çalıştım. Ancak gelin görün ki Emily tam bir dengesiz.
"Ben tek gecelik ilişkiler yaşayan bir kadın değilim," diye yırtınıyor ama hemen Jim'in üzerine atlıyor. İlerleyen zamanlarda "Buna izin vermem, kendimi ezdirmem," diyor. Üzerinden kamyonla geçiyorlar. Yani diyeceğim o ki yazar Emily'i yazamamış.
Bir diğer karakterimiz Jameson, bizim ilk tanıdığımız adıyla Jim, bir CEO. Her şey benim istediğim şekilde olsun, aksi hâlde lanet okurum kafası yaşayan bir karakter. Onun karakteri de oldukça tutarsız. "Ben aşk adamı değilim," diyor sonra gidip "Sana vuruldum yarim, sensiz yaşayamam," diyor.
Yahu, hadi anladık, karakter gelişimi falan da bunlar karakterlerin iki sayfa sonraki lafları olmamalı.
Üstelik sürekli bir sevişme furyası, her karmaşıklığı sevişerek çözme nedir? Sıfır iletişim. Bir de Jameson "aşk" adı altında sürekli hakaret ediyor. Emily de bir garip. Güçlüyüm, bağımsızım bıdı bıdı dedikten sonra "Ama Jameson ühü ühü..." diyor. Allah Allah?
Yazarımız araya biraz karışıklık olsun, heyecan yaratayım diye zimmetine para geçirme olayını öyle basite indirgemiş ki aklınız şaşar. Sen bir şirketten binlerce dolar para kaçıracaksın da sonra elin