Seda

Seda
@myraphim
Yabancısı olduğum dünyada kendime uygun bir başkasını inşa etmeye çalışıyorum
Uçaklara fısıldayan ruh sondajcısı
7 kütüphaneci puanı
263 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Johnny'i Bağlamak
6/10
·720 syf.··
2024 23. kitabı
Uzun süredir inceleme girmediğimi fark edip biraz konuşmaya geldim. Birkaç dakika öncesinde On Üç'ü Bağlamak'ı bitirdim. İstediğimi alamadım, üzgünüm. Kitap sanırım bana hitap etmekten çok uzak bir şekilde başladı. Sanırım yaşımın da vermiş olduğu bir bıkkınlık ve kendini bağdaştıramama unsuru da var. Shannon, on beş yaşında bir çocuk. Çevresi tarafından devamlı olarak zorbalığa uğramış ve karakteri de kendini savunmaya müsait biri değil. Savaşmak yerine fırtınanın geçmesini bekleyen bir yapısı var. Johnny ise herkesin gözlerini üzerine diktiği gelecek vaat eden bir çocuk-adam. On yedi yaşında ve çok yakın bir zamanda profesyoneller ligine katılmayı planlayan popüler ragbi sporcusu. Elbette konu sabit ve tahmin edilebilir. Popüler oğlan, herkes tarafından ezilen ve kendi güzelliğinin ASLA AMA ASLA farkında olmayan bir kıza vurulur. Onu kurtarmak için çeşitli çabalara girilir ve bir şekilde bazı seçimler yapılır, falan filan... Kitap işlenen konu itibariyle aşırı uzundu. Bence hiçbir şey anlatmayıp yeterli olayı okuyucuya vermeyeceksen yedi yüz küsur sayfa yazmanın bir mantığı yok. Düşünceler, espriler ve olaylar sürekli kendini tekrar ediyordu. Bir gelişme görmek için en az yüz sayfa okumanız gerekiyor ki bu gelişmeler de çığır açan olaylar değiller. Spoiler olabileceğini düşünüyorum. Buradan sonrasını kendi seçiminiz dahilinde okuyun. -.-.-.- . . . . Gerard, yani Gibsie, sürekli Johnny'e aynı soruları soruyordu. "O kızın içine aletini nasıl soktun?", "Nasıl onunla olmaya katlandın?", "Aletini ona nasıl soktun?" Ay yeter, anladık! Bella denen kız belalı ve yapışkan, evet, neden sürekli öyle yaptın da böyle yaptın muhabbetini tekrarlıyoruz bir türlü anlamadım. Hayır, Johnny de kabul ediyor yanlışını ama Gibs denilen bu yan karakter beyimiz ısrarla bunu söylemeye
On Üç’ü BağlamakChloe Walsh · Martı Yayınları · 20241,590 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tenis Efsanesi Carrie Soto
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
Bu yıl okuduklarım arasında rahat favorim diyebileceğim bir TJR romanıydı. Sıkılmadan, heyecanla okudum! Carrie Soto bir dünya şampiyonu. Dizindeki sakatlıktan sonra otuzlu yaşlarında emekli oluyor. Yıllar sonra dünya rekorunu kıran yeni bir sporcu; Nicki Chan onun bu ünvanını tehdit ediyor ve rekorunu elinden alıyor. Carrie kendini yaptığı sporla bağdaştırmış, aksini bilmeyen bir karakterdi. Rekorunu geri alabilmek için tenise geri dönüyor. İnsanlar yaşından dolayı onu küçümsüyor ve başarısız olacağından emin bir şekilde arkasından atıp tutuyorlar. Ama Carrie Soto hepsine orta parmak gösterir gibi şahane bir performans gösteriyor. Kitapta Carrie'nin geliştiği beş sezon görüyoruz. Her birinde Carrie'nin karakterinin girdiği değişimi okumak inanılmazdı. Taylor Jenkins Reid'in kitaplarının beni çekmeyeceğini düşünüyor ama sonra yazımdan mıdır ne hikmetse bir şekilde içine düşüyorum. Bu kitabı okurken sanki gerçekten heyecanlı bir tenis maçı izliyor gibiydim. Sporcuların kendi içlerinde yaşadıkları çekincemeleri gördükçe gerildim ve üzüldüm. Duygu aktarımı üst düzeyde! Kitapta Rudyard Kipling'in "IF-" şiirinden bahsediliyor. Bence tüm kitap bu şiir temellendirilerek oluşturulmuş. Gidip şiiri okursanız daha da zevk alarak kitabı değerlendirebilirsiniz. Carrie kesinlikle pislik bir kadın. Ama hırslı ve çalışkan. Hakkını vermek lazım. Onu hem sevdim hem de ondan nefret ettim. Herkese tavsiyemdir. Tenisi bol, heyecanlı ve akıcı bir romandı!
Tarihi Kurgu
Carrie Soto Geri DöndüTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 2024213 okunma
İyi Yazılamayan Klişeler
4/10
·336 syf.··
2024 15. kitabı
Biliyorum... Kapağı ben de beğenmedim. Nemesis'in neden böyle bir kapakla şu kitabı satışa sunduğunu da anlamış değilim. Gerçekten. Bu karakter temelli kapakları yapıp "Bu kesin beğenilir," diye düşünüyorlar sanırım. Sevgili yayınevlerinin olayı anlamadığını düşünüyorum. Okuyucu hayal etmeyi sever. Başkasının tasvirinin lök diye önüme konulmasını isteseydim gider film izlerdim. Her neyse; kapak? Hayır. Gelgelelim kitabın içeriğine; vasat bir hikayeydi. Her şey tek düze, bir heyecan olmadan ve riskler alınmadan yazılmış. Summer, babasını memnun etmek ve gözüne girebilmek için ergenlik aşkına 'bakıcılık' yapmayı kabul eden bir kadın. Güya bu kadın karakter güçlü ve bağımsız olarak yansıtılmış. Gülüyorum sadece. Summer denilen kadın karakter daha kendini bile tanımıyor. Bunda bir problem var mı? Yok. Ancak yok Summer güçlü, yok Summer hayallerimi süslüyor olayına girip, birinin sahip olmadığı özellikler üzerinden reklam yapmak beni çekmiyor. Diğer karakter Rhett ise otuzlarında ancak ergen gibi davranan yanlış anlaşılmaları bile düzeltmekten aciz, ünlü bir rodeocu. Erkek karakterlerin böyle zayıf olmasına alışkınız ama... Ne bileyim, buna da düşmezsin be ablacım. Karakterlerin birbirlerine yaklaşımları ve sözde birbirlerine olan çekimleri bana oldukça samimiyetsiz geldi. Cinsel çekimi takip eden karakter yakınlaşması ve ardından gelen duygusal gelişim mükemmeldir. Ancak burada cinsel bir çekimi görsek de duygusal bağlam sadece 'Ben seni sevdim, sana hayrandım, çok iyisin, beni inanılmaz anlıyorsun, kimse beni bilmez ancak sen bilirsin, bırak kemiklerim kırılsın zaten ben onu istiyorum sen de engel olmuyorsun,' ile devam eden olaylar silsilesiydi. Dediğim gibi risk almadan yazılmaya çalışılmış ve bence boş zamanı doldurmayı hedefleyen bir yazarmış hanım
KusursuzElsie Silver · Nemesis Kitap · 20231,102 okunma
Bir Şeye Girdik Ama Hayırlısı
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2024 16:42
Şimdi... Nereden başlasam bilemedim. Çok garip bir kitap olduğuyla başlasam yeridir sanırım. Şu ana kadar fae zımbırtısının hep güzel yaratıklar için kullanıldığını okudum. Bu kitaptan sonra bu ırka nasıl bakacağım Allah bilir... MacKayla, ablasının cinayetiyle birlikte hayatı her anlamda değişen genç bir kadın. Polisler cinayete dair hiçbir şey bulamayınca, kızımız yüz yüze görüşmenin onları daha fazla teşvik edeceğini düşünerek İrlanda'ya gidiyor. Oldukça gerçekçi bir karakter olduğunu söylemem lazım çünkü "Bu olayı koca bir polis teşkilatı çözemediyse ancak ben ve üstün zekam çözer," demiyor. Kendi sorularına yanıt bulmak ve bürokrasinin nasıl işlediğini bildiğinden Dublin'e gidiyor. Buraya kadar gayet sıradan bir ilerleyişi vardı. Hatta fantastik bir roman gibi değil de bir nevi polisiye okuyor gibiydim. Derken sahne değişmeye başladı. Karanlıkta hareket eden gölgeler, güzel insanların ardındaki çirkin yaratıklar ve sislerin ardında kalan bir kitapçı... Jericho Barrons bu seriyle birlikte oldukça dikkat toplayan bir karakter ama bu ilk kitapta ben kendisine sinirlenmekten başka güçlü duygular hissedemedim. Ah, bir de çok güldüm. Sonlara doğru. Jericho ve Mac'in karşılaşmaları, konuşmaları komikti. Kitap, Mac'in bir günlüğü gibi. Olayları okuyucuya anlatıyor ve "Sizi sıkmayayım, Sonra zaten ayrıntılara gireceğim," gibi bir dili var. Benim hoşuma giden bir ayrıntıydı. Kendimi bizzat Mac ile karşı karşıya oturuyormuş gibi hissettim. Olayların heyecanı düşmüyor ve bir hayli hareketli bir roman. Sıkılmıyorsunuz. Bu güzel bir artı. Ancak çok fazla yabancı terim var ve birden bunların bombardımına tutulmak kafa karıştırabiliyor. Bir de Mac'in bu yaratıklar ve dünya için kendince uydurduğu isimler var (bknz: çok ağızlı şey). Pratik mi? Evet. Havalı mı?
Fantastik Edebiyat
Karanlık AteşKaren Marie Moning · Artemis Yayınları · 2022735 okunma
Fazla Düşünsel ve Oldukça Yorucu
5/10
·352 syf.··
2024 12. kitabı
Olivie Blake'in Atlas Altılısı kitabından sonra ayrı bir hikaye olan Seninle Eterde Yalnız'ı merak etmiştim. Maalesef bana hitap etmedi. Kitap konusu itibariyle oldukça düşünsel ve yorucu. Kimi yerlerde karışık ve ne olduğunu, kimin konuştuğunu anlayamayacağım bir ritme sahipti. Gerçek anlamda yorulduğumu hissettim. Karakterleri de sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Ne Regan ne de Aldo. Aldo'ya karşı özellikle bir negatif duygu beslemiyorum ama hayatımda olmasa da olur dediğim bir karakterdi. Hikayenin içine giremedim. Dediğim gibi çok karmaşık ve yorucu bir anlatımı vardı. Regan müzede çalışan bir kadın. Herkesi sıkıcı ve normal olarak etiketlemiş. Kendi de öylesine yaşıyor gibi. Aldo ise matematikte doktora yapıyor. İnsan ilişkileri yok denecek kadar az. Bu ikili bir şekilde müzede karşılaşıyorlar ve birbirlerinin ilgisini çekiyorlar. Ben buna aşk diyemem. Yani en azından benim gözümde ilgi ve meraktan öte bir şey değildi. Kitabın sonlarına doğru Regan'ın Aldo'yu takıntı haline getirdiğini düşünüyorum. Aldo'nun ise Regan ile olmaktan hoşlandığını söylemek daha doğru olur gibi. Tekrar dönüp de bakacağım bir hikaye değil, maalesef. Ben tavsiye etmiyorum ama içsel sohbetlere ilgi duyan ve felsefe üzerine yoğun konuşmaları tercih edenler varsa değerlendirebilir.
Seninle Eterde YalnızOlivie Blake · Martı Yayınları · 2023133 okunma