Uzun süredir inceleme girmediğimi fark edip biraz konuşmaya geldim. Birkaç dakika öncesinde On Üç'ü Bağlamak'ı bitirdim.
İstediğimi alamadım, üzgünüm.
Kitap sanırım bana hitap etmekten çok uzak bir şekilde başladı. Sanırım yaşımın da vermiş olduğu bir bıkkınlık ve kendini bağdaştıramama unsuru da var. Shannon, on beş yaşında bir çocuk. Çevresi tarafından devamlı olarak zorbalığa uğramış ve karakteri de kendini savunmaya müsait biri değil. Savaşmak yerine fırtınanın geçmesini bekleyen bir yapısı var.
Johnny ise herkesin gözlerini üzerine diktiği gelecek vaat eden bir çocuk-adam. On yedi yaşında ve çok yakın bir zamanda profesyoneller ligine katılmayı planlayan popüler ragbi sporcusu.
Elbette konu sabit ve tahmin edilebilir. Popüler oğlan, herkes tarafından ezilen ve kendi güzelliğinin ASLA AMA ASLA farkında olmayan bir kıza vurulur. Onu kurtarmak için çeşitli çabalara girilir ve bir şekilde bazı seçimler yapılır, falan filan...
Kitap işlenen konu itibariyle aşırı uzundu. Bence hiçbir şey anlatmayıp yeterli olayı okuyucuya vermeyeceksen yedi yüz küsur sayfa yazmanın bir mantığı yok. Düşünceler, espriler ve olaylar sürekli kendini tekrar ediyordu. Bir gelişme görmek için en az yüz sayfa okumanız gerekiyor ki bu gelişmeler de çığır açan olaylar değiller.
Spoiler olabileceğini düşünüyorum. Buradan sonrasını kendi seçiminiz dahilinde okuyun.
-.-.-.-
.
.
.
.
Gerard, yani Gibsie, sürekli Johnny'e aynı soruları soruyordu. "O kızın içine aletini nasıl soktun?", "Nasıl onunla olmaya katlandın?", "Aletini ona nasıl soktun?" Ay yeter, anladık! Bella denen kız belalı ve yapışkan, evet, neden sürekli öyle yaptın da böyle yaptın muhabbetini tekrarlıyoruz bir türlü anlamadım. Hayır, Johnny de kabul ediyor yanlışını ama Gibs denilen bu yan karakter beyimiz ısrarla bunu söylemeye