Kan ve Külden Serisi'nin dördüncü kitabı kardeşleri gibi çalkantılıydı. Okurken çok eğlendim. Kimi yerlerinde de bunaldım ama genel anlamda oldukça sevdim.
Ayrıntılara inelim... Spoiler olabilir, bilginize.
.
.
.
.
.
.
Öncelikle kitap Casteel'i kurtarma operasyon tasarımıyla başlıyor. Haklı olarak. Isbeth garip bir kötü karakter. Yani hem güçlü hem değil? Bu kötü karakterlerin, başrolleri ele geçirip öldürmeden ellerinde tutmaları her zaman güldüğüm bir olay. Ben kötü karakter olsam saniyesinde Casteel'i on parçaya bölmüştüm.
Her neyse... Poppy, kocasını kurtarmak üzerine birçok planlar yapıyor. Bu süreçte en büyük yardımcısı Kieran. Şimdi... Kieran-Poppy-Casteel üçlüsünün sinyalleri daha ilk kitapta verilmişti. Kieran'ın sadece 'sadık' bir arkadaş olmayacağını biliyordum. O kadar sadakat köpeklerde yok. Kieran o ikiliyi kendince seviyor. Biz de kendisini severiz.
Kieran ve Poppy ilişkisi oldukça kökleniyor. Zaten yazarımız bunun yolunu yapmış ama sanki o bile bu durumu garipsemiş gibi. Bence o da bu üçlüyü yaratırken pek emin değildi. Ki bence o üçlü bir zorunluluktan yaratılmıştı. Saf bir seksi an yaratma amaci yoktu. O yüzden eleştirmiyorum. Ama dediğim gibi Jennifer Hanım da bence bu üçlüyü yazarken garip hissetmiştir.
Casteel'in kurtulma süreci biraz fazla uzamıştı. Sürekli bir "Ha şimdi! Ha birazdan!" derken bilmem-kaç-yüz-sayfa geçmişti. Kitapta Poppy'nin sürekli salak olduğuna dair göndermeler ve 70'lerin Yakuza'sı gibi parmak kesmeler biraz zorlama gibiydi.
Jennifer Hanım olayları karıştırıyor, bunu önceki incelemelerimde de dillendirmiştim. Eh kafam kadar kalın kitap yazarken saçmalayacak tabii. Sürekli bir macera, durdurak bilmeyen bir tehlike anı... Yorucuydu, yalan yok.
Bir de belirtmeden geçemeyeceğim, Winx Club'daki Bloom gibi sıkılmadan Poppy'e